BLEEDER in Turkish translation

kanayan yeri
bleederla
the bleeder
kanamayı
bleeding
hemofili
hemophilia
haemophilia
a bleeder
as a hemophiliac

Examples of using Bleeder in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Little bleeder there.
Küçük bir kanama var.
I have got a bleeder down here.
Burada yaralı biri var.
There is no Bleeder.
Bleeder falan yok.
Got another bleeder.
Bir kanama daha var.
You rotten bleeder!
Seni çürük herif!
Central, I have got one doa, one heavy bleeder at 232 hillside Avenue.
Merkez, 232 Hillside Bulvarında bir ölü, bir de ağır yaralı var.
You callous bleeder!
Seni kalpsiz herif!
The Bayonne Bleeder.
Bayonne Çeşmesi.
This is probably his blood so we have got a bleeder.
Bu onun kanı olmalı, yani bir yaralımız var.
Massive bleeder just under the right.
Tam altında büyük bir kanama.
Okay, we're gonna do a midline laparotomy to find this retroperitoneal bleeder.
Tamam, olacak bir orta hat laparotomi yapmak ediyoruz Bu retroperitoneal Kanayan yeri bulmak için.
You see any bleeders?
Kanama görüyor musun?
No leaks, no bleeders, no sepsis.
Sızıntı yok, kanama yok, septisemi yok.
Field is clear. There's no bleeders.
Alan temiz, kanama yok.
Superficial bleeders.
Yüzeysel kanama.
Robin, clamp those bleeders.
Robin, kanamaları pensle durdur.
Call yourself"Bleeders"?
Kendilerine'' Kanayanlar'' mı diyorlarmış?
I don't see any bleeders.
Kanama odağı yok. Kanama görmüyorum.
This should tamponade any pelvic bleeders.
Bunun pelvis kanamasını durdurması lazım.
I don't know how he gets bleeders under control like that.
Kanamaları nasıl böyle kontrol altına alıyor hiç bilmiyorum.
Results: 41, Time: 0.0676

Top dictionary queries

English - Turkish