BLUBBER in Turkish translation

['blʌbər]
['blʌbər]
yağı
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
yağ
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
kaşalottu
yağını
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
yağların
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
yağlarına
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
KASALOT
blubber

Examples of using Blubber in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
He brought his own whale blubber to light the lamps.
Lambaları yakmak için kendi balina yağını getirdi.
People from New York City are not conditioned to eat blubber.
New Yorklu kişiler balina yağı yemeye şartlanmamıştır.
Look at fatso's blubber. Quiet in the dormitory!
Sessiz olun! Şişkonun yağlarına bakın!
Look at all that sweet blubber.
Şu güzelim balina yağına bir bakın.
The mothers transform their thick blubber into milk and the milk is incredibly rich.
Anneler kalın balina yağını süte dönüştürür ve bu süt inanılmaz besleyicidir.
These are Inuit children cutting whale blubber.
Bunlar balina yağlarını kesen Inuit çocukları.
Atuqtuaq put the blubber into the wooden box.
Atuqtuaq balina yağını tahta kutuya koydu.
Look at all this blubber!
Şu yağlara bak!
I'm taking a specimen now. Whale blubber.
Balina yağına. Numune alıyorum.
And we will work off that blubber.
Ve bu yağları halledeceğiz.
Only thing missing was whale blubber.
Tek eksik olan şey, balina yağıydı.
Man, look at that blubber shake.
Dostum, şu sallanan yağlara bak.
Some of them were dolphin blubber.
Bazıları da yunus yağıydı.
Amélie has one friend, Blubber.
Amelienin tek arkadaşı var, adı Kaşalot.
Great whites are eager to feed on energy-rich whale blubber.
Büyük beyazlar enerji veren balina yağıyla beslenmeye istekli.
Damnation. I'm going to check the blubber.
Lanet olsun! Gidip balina yağlarını kontrol edeyim.
Amelie has one friend, Blubber.
Amelienin tek arkadaşı var, adı Kaşalot.
Whale blubber.
Balina yağına.
I'm taking a specimen now. Whale blubber.
Numune alıyorum. Balina yağına.
Some of them were dolphin blubber.
Bazıları da yunus yağıydı.
Results: 85, Time: 0.053

Top dictionary queries

English - Turkish