BLUBBERING in Turkish translation

['blʌbəriŋ]
['blʌbəriŋ]
zırıldamaya
blubbering

Examples of using Blubbering in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I will go back to gym and ballet. Stop blubbering.
Kes sızlanmayı. Bedene ve baleye gireceğim.
I saw grant this morning, blubbering like a whale.
Hüngür hüngür ağlıyordu. Sanki bilmiyorsun. Sabah Granti gördüm.
I am sick and tired of your blubbering about blubber! What?
Balina yağı hakkında gevezelik yapmandan sıkıldım usandım.- Ne?
And get our signal fire lit, huh? Hey, why don't you quit blubbering.
Neden sümüklerini silip işaret ateşimizi yakmıyorsun sen?
Blubbering like a baby, a big guy like you! Come on!
Haydi. Bebek gibi zırlamayı kes, koca adamsın!
Come on. Blubbering like a baby, a big guy like you!
Haydi. Bebek gibi zırlamayı kes, koca adamsın!
I know where the blubbering beast doth blow.
O yağlı canavarın nerede olduğunu biliyorum.
Come on, stop blubbering.
Hadi ama, kes mızıldanmayı.
Just about choked that poor woman at the reception, blubbering.
Davette o zavallı kadını zırıl zırıl ağlattı.
Stop blubbering.
If I were you, I would be on the floor sobbing like a blubbering baby.
Yerinde ben olsam yere yatmış sulu göz bebek gibi ağlıyordum.
Stop blubbering.
Kes sızlanmayı.
You were all crying, blubbering like a little bitch.
Ufacık çocuk gibi hüngür hüngür ağlıyordun.
Stop blubbering.
Kes sızlanmayı.
About how you wanted to get married and shit and… Well, I was going to, then you started blubbering.
Çıkacaktım ama sonra nasıl evlenmek istiyordum filan… diye zırıldamaya başlayınca.
Blubbering and weeping, weeping and blubbering.-- Stand up,
Blubbering ve ağlıyor, ağlıyor ve blubbering.-- stand up,
I was going to, then you started blubbering about how you wanted to get married and shit and.
Çıkacaktım ama sonra nasıl evlenmek istiyordum filan… diye zırıldamaya başlayınca.
I saw a butcher's daughter last week, blubbering on about a malady akin to this.
Geçen hafta bir kasabın kızını gördüm, buna benzer bir dertten zırıldıyordu.
a water-pipe(it must have had a hole in it) performed just outside the window a parody of blubbering woe with funny sobs and gurgling lamentations,
sadece pencere dışında bir parodi ile keder blubbering yapıldı komik hıçkırıklar ve gurgling ağlama sızlama,
Sorry. Talk about blubbering.
Zırlama için özür dilerim.
Results: 373, Time: 0.0523

Top dictionary queries

English - Turkish