BOILING in Turkish translation

['boiliŋ]
['boiliŋ]
kaynar
hot
boiling
scalding
kaynatmaya
boiling
simmering
sıcak
hot
warm
heat
cozy
haşlamak
boiling
kaynatmaktan
boiling
simmering
kaynatma
boiling
simmering
kaynatmak
boiling
simmering

Examples of using Boiling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Our alchemists have stumbled on the art of boiling burgundy.
Simyacılarımız şarabı kaynatma sanatı üzerinde çalıştılar.
inside you know he has to be boiling.
ama içi kaynıyor olmalı.
There's this water dragon that sprays boiling water at your face.
Bir su ejderhası var ki, kaynayan su fışkırtıyor ağzından.
You arrive in eight minutes… Start boiling the water right away!
Dakika sonra buradasiniz… Suyu hemen kaynatmaya baslayin!
You bake the potatoes instead of boiling.
Patatesleri kaynatmak yerine fırında pişirirsen daha az nemli olurlar.
Relax, my friend, I have decided to dispense with the boiling cabbage water.
Sakin ol dostum, haşlanmış lahana suyundan vazgeçmeye karar verdim.
Boiling, yes.
Kaynamış, evet.
Our alchemists have stumbled on the art of boiling burgundy.
Simyacilarimiz sarabi kaynatma sanati üzerinde çalistilar.
my blood boiling and my purse empty.
kanım kaynıyor ve cüzdanım boşalıyor.
The boiling water over there? Susan, can you hand me those forceps from?
Susan, sıcak suyun içindeki pensleri bana verir misin?
And started boiling three pots of water. so her mom went to the kitchen.
Annesi de mutfağa gidip üç demlik su kaynatmaya başlamış.
Get me some boiling water, quick!
Hemen kaynamış su getir!
Less moisture, fewer gluten bonds, lighter gnocchi. You bake the potatoes instead of boiling.
Patatesleri kaynatmak yerine fırında pişirirsen daha az nemli olurlar.
The boiling and pouring process is repeated three times.
Kaynatma ve dökme işlemi üç defa tekrar edilir.
Your frenzy in a flood, your boiling, bubbling blood.
Sen telaşlı ve çılgınsın, senin kanın kaynıyor.
I said frying, boiling, baking.
Sadece kızarmış, haşlanmış, pişirilmiş.
Boiling metal in a helicopter. Even if, we're still talking about.
Öyle bile olsa, gene de… helikopterde metal kaynatmaktan bahsediyoruz burada.
So her mom went to the kitchen and started boiling three pots of water.
Annesi de mutfağa gidip üç demlik su kaynatmaya başlamış.
You bake the potatoes instead of boiling. Less moisture, fewer gluten bonds.
Patatesleri kaynatmak yerine fırında pişirirsen daha az nemli olurlar.
Yet boiling water is the most difficult.
Ama en zoru suyu kaynatmak.
Results: 929, Time: 0.0608

Top dictionary queries

English - Turkish