KAYNAYAN in English translation

boiling
çıban
kaynat
haşla
kaynar
sivilcenin
simmering
kaynatın
ağır ateşte kaynatıp
bubbling
kabarcık
köpük
baloncuk
balon
cikletçi
swarmed
akıncı
sürüsü
sürü
küme
etrafını sarıyor
üşüşürse
kümelenecekler
is teeming

Examples of using Kaynayan in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kaynayan suya tuz ekleyi̇n ve yeşi̇l deni̇z parmağini hafi̇f haşlayin.
Add salt to boiling water and parboil green sea fingers.
Kaynayan çamur çanakları oluşturur.
Elsewhere, the scalding waters liquefy the ground sediments,
Kaynayan bir pınarı andıran Yellowstone doğal parkı.
Like the boiling hot springs of Yellowstone national park.
Aziz Catherinein havuzu… Oteldeki… kaynayan su.
The steaming water. St. Catherine's pool, by the hotel.
Kaynayan siyah kanlarıyla kutsanacaktır.
With the steaming black blood of the heretics.
Ya kaynayan su olsaydı?'' diye düşündüm?
And I thought,"What if that had been a pot of boiling water?
Orada zengin kadın kaynayan küçük bir kasaba var.
There's a little town there crawling with rich women.
Yılan ve örümceklerle kaynayan karanlık bir yerdeydi.
He was in a dark place, crawling with snakes and spiders.
Bir tencere kaynayan su hazırla, tuzu tabağın kenarına koyarsın.
Just get a pot of boiling water, and put salt around the plate.
Şimdi, Kaynayan suyu ve ıstakozları al.
Okay now, once the water is boiling you're gonna take the lobsters.
Kaynayan sütün kolumu yakmasına izin mi verecektin?
You would have let me put scalding milk on my arm?
Ruhlar, kaynayan kanlardan bir nehre daldırılır.
Souls plunge into a river of boiling blood.
Kaynayan su dolu davulun içine atlar!
So he jumps into a kettle drum which is boiling!
Lavın kaynayan sıcağının yanında,
Next to the burning heat of the lava,
Köpekbalığı kaynayan sularda bana köprü oldun.
You have become my bridge over shark infested waters.
Kaynayan çamur? Oradan uzak duracağına söz ver, Simba.
Oozing mud? Promise me you will stay away, Simba.
Kaynayan çamur? Oradan uzak duracağına söz ver, Simba?
Promise me you will stay away, Simba. Oozing mud?
Gel kaynayan evine bebeğim.
Come crawling home, baby.
Kurbağa kaynayan suya atlar, ve anında geri çıkar.
So a frog jumps into a pot of boiling water, and it jumps right out.
Kaynayan yağ.
Oil of boil.
Results: 195, Time: 0.0459

Kaynayan in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English