Examples of using Kaynayan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kaynayan suya tuz ekleyi̇n ve yeşi̇l deni̇z parmağini hafi̇f haşlayin.
Kaynayan çamur çanakları oluşturur.
Kaynayan bir pınarı andıran Yellowstone doğal parkı.
Aziz Catherinein havuzu… Oteldeki… kaynayan su.
Kaynayan siyah kanlarıyla kutsanacaktır.
Ya kaynayan su olsaydı?'' diye düşündüm?
Orada zengin kadın kaynayan küçük bir kasaba var.
Yılan ve örümceklerle kaynayan karanlık bir yerdeydi.
Bir tencere kaynayan su hazırla, tuzu tabağın kenarına koyarsın.
Şimdi, Kaynayan suyu ve ıstakozları al.
Kaynayan sütün kolumu yakmasına izin mi verecektin?
Ruhlar, kaynayan kanlardan bir nehre daldırılır.
Kaynayan su dolu davulun içine atlar!
Lavın kaynayan sıcağının yanında,
Köpekbalığı kaynayan sularda bana köprü oldun.
Kaynayan çamur? Oradan uzak duracağına söz ver, Simba.
Kaynayan çamur? Oradan uzak duracağına söz ver, Simba?
Gel kaynayan evine bebeğim.
Kurbağa kaynayan suya atlar, ve anında geri çıkar.
Kaynayan yağ.
