BRIGHTNESS in Turkish translation

['braitnəs]
['braitnəs]
parlaklığı
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
aydınlık
intellectual
aydin
enlightened
might
bright
the intelligentsia
luminary
parıltısıyla
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
parlaklık
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
parlaklığını
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
parlaklığa
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
aydınlığına
intellectual
aydin
enlightened
might
bright
the intelligentsia
luminary
aydınlığı
intellectual
aydin
enlightened
might
bright
the intelligentsia
luminary

Examples of using Brightness in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And by the sun and its brightness;
Andolsun güneşe ve onun aydınlığına.
All the brightness, and everything i hate.
Ve nefret ettiğim her şeye. Onca parlaklığa.
The'Decrease Brightness' command decreases the video brightness.
Parlaklığı Azalt komutu görüntü parlaklığını azaltır.
By the sun and his brightness.
Güneş ve onun aydınlığı.
By the sun and its brightness.
Andolsun güneşe ve onun aydınlığına.
By the sun and its brightness.
Güneş ve onun aydınlığı.
By the sun and its noon-time brightness.
Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına.
By the sun and its noon-time brightness.
Andolsun güneşe ve onun aydınlığına.
Wish I could make you see this brightness.
Keşke sana da bu aydınlığı gösterebilsem.
If there is brightness, there must be very beautiful.
Eğer ışık olsaydı, o kadar güzel olabilirdi ki.
Instead of light and brightness, I lived in darkness and gloom.
Aydınlık ve parlaklığın yerine kasvet ve karanlıkla yaşadım.
You give me the prospect, you give me brightness.
Bana ışık verdiniz, umut verdiniz.
All the brightness, and everything i hate.
Onca parlaklığına ve nefret ettiğim her şeyine rağmen.
All the brightness, and everything i hate.
Tüm o parıltıya… Nefret ettiğim her şeye.
Your banquet lacks that brightness.
Sizin ziyafetiniz o parlaklıktan yoksundur.
By the sun and his brightness.
Güneşe ve onun parıltısına.
However, the relationship with the optical system may not result in high surface brightness.
Ancak, optik sistemle ilişkisi yüksek yüzey parlaklığıyla sonuçlanmayabilir.
Brightness/ Contrast/ Gamma.
Parlaklık/ Zıtlık/ Gama.
He also developed the brightness scale still in use today.
Aynı zamanda bugün kullandığımız kadir ölçeğini de geliştirmiş oldu.
Of the German race. Brightness is not a characteristic.
Uyanıklık Alman ırkının karakteristik özelliklerinden değildir.
Results: 232, Time: 0.0527

Top dictionary queries

English - Turkish