BURNED in Turkish translation

[b3ːnd]
[b3ːnd]
yaktı
burn
light
cremation
fire
to cremate
to hurt
burning down
a bonfire
yanmış
burn
of burning
on fire
to be incinerated
yanık
burn
singed
tan
scorched
the burning
burnt-out
yanan
burning
flaming
on fire
lit
blazing
burned down
smoldering
burned-out
combusted
yakıldı
was burned
was cremated
was buried
yakılmış
burned
was cremated
charred
torched
lit up
yakan
collar
lapel
neckline
i got
close
neck-hole
yandığını
goosed
burnt
yanarken
burn
fire
combust
burning up
fry-up
will light up
yakınca

Examples of using Burned in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
She was burned in a fire and she rose from the ashes.
Yangında kül oldu, ve küllerinden doğdu.
I-I have seen her face burned, seen her shot with my gun.
Onun yüzünün yandığını, kendi silahımla vurulduğunu gördüm.
I found… burned women's clothes up at your trailer.
Karavanında yakılmış kadın kıyafetleri buldum.
We are searching for the men who burned the ships, but nobody saw anything.
Gemileri yakan adamları arıyoruz ama kimse bir şey görmemiş.
The vendor over here burned this guy who then retaliated with a shish-kebab skewer.
Şu sokak satıcısı bu adamı yakınca o da misilleme yapıp şiş kebap şişini geçirmiş.
Each lump of coal burned today is made of plants that died 300 million years ago.
Bugün yakılan kömür birikintileri 300 milyon yıl önce ölen bitkilerden oluşmuştur.
They screamed and flailed like children as the arena burned around them.
Etraflarındaki arena yanarken çığlık atıp çocuk gibi sağa sola koşuşturdular.
Will be burned And love.
Kül olacak Ve aşk.
I saw my entire family burned at the stake.
Ailemin kazıkta yandığını görmüş adamım.
But he's here… the wizard who burned the forest.
Ama o burada… Ormanı yakan büyücü.
Stabbed. Burned. Beaten.
Linda. Yakılmış. Lin.
Every burned book enlightens the world.
Yakılan her kitap dünyayı aydınlatır.
What did Savannah do after your mother burned her journals?
Annen günlüklerini yakınca Savannah ne yaptı?
Tom has a pretty good idea who burned his house down.
Tomun evini kimin ateşe verdiğine dair oldukça iyi bir fikri var.
That bridge is burned.
Kül oldu.
It was the coldest October ever recorded, while the city burned.
Şehir yanarken kayıtlara geçmiş en soğuk Ekim ayıydı.
choked, burned, poisoned.
boğuldunu yandığını, zehirlendiğini.
And now you're backin' the guy who burned it over me.
Ve şimdi bana karşı onu yakan adamı tutuyorsun.
They will catch her there with the body and the burned evidence.
Onu cesetle ve yakılmış kanıtla bulacaklardı.
The burned Opel Corsa was stolen near the dog fight's venue.
Yakılan Opel Corsa köpek dövüşü yapılan yerin yakınında çalınmış.
Results: 2157, Time: 0.0827

Top dictionary queries

English - Turkish