CARVED in Turkish translation

[kɑːvd]
[kɑːvd]
oyma
to carve
gouging
tribes
one
kazıdı
scraping
to scratch
to imbed
yontan
kazılı
oyulmuş bu
carved
oyulmuş
to carve
gouging
tribes
one
oydu
to carve
gouging
tribes
one
oymalı
to carve
gouging
tribes
one
kazımış
scraping
to scratch
to imbed
kazıdım
scraping
to scratch
to imbed
kazıdığını
scraping
to scratch
to imbed

Examples of using Carved in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Someone carved it?
Onları biri mi oydu?
A wooden sword carved with the legend of his victories!
Üzerine zaferlerinin efsanesi kazınmış ahşap bir kılıç!
The boy carved his name in the tree.
Çocuk ismini ağaca kazıdı.
The details… Carved wood.
Detaylar… Ahşap oyma.
Did you photograph the carved banister and panel doors?
Oymalı tırabzanları ve panel kapıları da çekiyor musun?
In each of those temples, they have found a carved votive bowl common to Buddhist temples.
Tapınakların herbirinde, Budist tapınaklarında bulunan oyulmuş adaklık kase bulunur.
He carved designs in ivory.
O, fildişi tasarımlar oydu.
Some idiot carved his initials on my bar.
Salağın biri, baş harfini masaya kazımış.
There's something carved in that base stone!
Şu taşa kazınmış bir şey var!
Tony carved his name in a tree with a knife.
Tony bir bıçakla adını bir ağaca kazıdı.
A little Japanese carved figurine.
Küçük bir Japon oyma heykelcik.
A matched brace of pistols with carved pearl handles.
Oymalı inci kabzalı kelepçeli iki tabanca.
Why are all the Buddhas carved so ugly?
Buda heykelleri neden çok çirkin oyulmuş?
I carved that.
Onu ben kazıdım.
He carved the symbol on his chest.
Göğsüne o sembolü kazımış.
Somebody else carved the swastika.
Gamalı haçı başka birisi oydu.
What is that shit carved in his face?
Yüzüne kazınmış bu bok da ne?
Right into the back of that cabinet there. She took that knife and carved her initials.
Bıçağı aldı ve dolabın içine adının baş harflerini kazıdı.
It's like this Mount Rushmore of theater and he's one of the carved heads.
Bu, tiyatronun Rushmore Dağı gibi ve oyma kafalardan biri o.
A carved cupboard.
Oymalı dolaplar.
Results: 244, Time: 0.064

Top dictionary queries

English - Turkish