CLAYS in Turkish translation

gün
day
today
kil
clay
shale
günlerde
day
today

Examples of using Clays in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Few clays ago a sweet aunt paid us a visit.
Bir kaç gün önce tatlı bir teyze bizi ziyaret etti.
The Clays' marriage was troubled.
Muaviyenin evlilikleri de problemli idi.
ceramic clays, and construction materials.
seramik çamuru ve inşaat malzemeleri bulunmaktadır.
This system of replicating clays and their metabolic phenotype then evolved into the sulfide rich region of the hotspring acquiring the ability to fix nitrogen.
Bu kendini kopyalayan kil sistemi ve onların metabolik fenotipi daha sonra sıcak su kaynaklarının kükürt zengini bölgelerine evrimleşerek azot sabitleme yeteneğini kazandı.
The whole landscape is covered in a thick blanket of silts and clays, blown or washed in after the last ice age.
Bütün manzara kalın bir silt ve kil örtüsüyle kaplanmış son buz çağında havalandırılmış ve yıkanmış.
Foliation may be formed by realignment of micas and clays via physical rotation of the minerals within the rock.
Foliasyon( Yapraklanma), kayaç içindeki minerallerinin fiziksel olarak mika ve kille yeniden düzenlenmesi ile de meydana getirilebilir.
Non-porous aquifers such as clays partially purify water of bacteria by simple filtration(adsorption
Kil gibi gözenekli olmayan akiferler kısmen suyu emme gibi basit filtrasyon ile,
at a high speed, high velocity, with high temperatures of water, to separate the bitumen, which is the pre-synthetic oil, from the sands itself, and all the clays and silts.
pre-sentetik yağ olan zifti kumun kendisinden ve tüm kil ve silt parçacıklarından ayırmak için yapılan işlemdir.
Don't watch it all clay.
Tüm gün bunu izleme.
Arguing with doctors all clay.
Bütün gün doktorlarla tartışıyorum.
Preaching at me all clay.- My father.
O da bana bütün gün vaaz verirdi. Babama benziyorsun.
He's been dealing with them all clay.
Bütün gün onları çözmeye uğraştı.
He's been talking about you all clay.
Tüm gün sizden bahsediyor.
Maria has to work all clay.
Maria bütün gün çalışmak zorunda.
That clay, despite the cold, I felt like staying longer.
O gün soğuk olmasına rağmen daha uzun kalmak istedim.
Apparently he was there alone all clay with a corpse.
Anlaşılan bütün gün orada cesetle kalmıştı.
You did the galaxy a favor that clay.
O gün galaksiye büyük bir iyilik yaptın.
Brutal. Brutal. Each clay I will hand you a paper.
Acımasız. Acımasız. Her gün sana bir kâğıt vereceğim.
Did you know Farrah Fawcett died the exact same clay as Michael Jackson?
Farrah Fawcettın Michael Jacksonla aynı gün öldüğünü biliyor muydun?
Apparently he was there alone all clay with a corpse.
Görünüşe göre, bütün gün cesetle kalmış.
Results: 44, Time: 0.1011

Top dictionary queries

English - Turkish