CONCLUSIVELY in Turkish translation

[kən'kluːsivli]
[kən'kluːsivli]
kesin olarak
for certain
conclusively
precisely
with certainty
definitively
firmly
once and
exact
positively
strictly

Examples of using Conclusively in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
a bible… and I can prove conclusively that Noah's Ark could not have been in Turkey.
bir İncil verin, Nuhun Gemisinin… Türkiyede olamayacağını kesin bir şekilde ispat edeyim.
And they will determine the cause of death conclusively. The coroner's office will come by and take her in.
Adli tabip gelip onu alacak ve kesin ölüm sebebini ortaya çıkaracaklar.
Six seconds faster than the Porsche Turbo that the most sporty of three completely un-sporty vehicles which proves, conclusively, is the Alfa Romeo.
Porsche Turbodan 6 saniye daha hızlıyım, Bu da kesin olarak şunu kanıtlıyor ki, kelimenin tam anlamıyla sportif olmayan araçlar arasında en sportifi, Alfa Romeo.
I have evidence that conclusively connects the murder of David Hadas to the attack in Galveston Bay… and to the activities of an Atlas MacDowell.
Elimde David Hadasın cinayetini, Galveston Baye yapılan saldırıya ve bunları da Atlas MacDowellın aktivitelerine bağlayan çok kesin deliller var.
After six weeks of fighting in Minnesota, led mostly by Chief Taoyateduta(aka, Little Crow), records conclusively show that more than 500 U.S. soldiers
Minnesotada çoğunlukla Thaóyate Dúta önderliğinde süren savaştan altı hafta sonra yapılan kesinleşmiş kayıtlara göre 500 kadar Amerikan askeri
Not conclusively.
Kesin olarak değil.
We conclusively proved super-asymmetry.
Süper asimetriyi kesin olarak kanıtladık.
Legally and exclusively. Conclusively.
Yasal olarak ve özel olarak. Kesin olarak.
The nucleotide analysis proves that conclusively.
Nükleotid analizi bunu kesin olarak kanıtlıyor.
That profile conclusively excluded Steven Avery.
Bu profil Steven Averyyi kesin olarak dışlıyordu.
It proves conclusively that Napoleon never existed.
Napolyonun var olmadığını kesin olarak kanıtlıyor.
Can't be conclusively proven or refuted.
Kesin kanıtlanamaz veya yalanlanamaz.
Study subjects can't prove anything conclusively.
Denekle kesin olarak bir çalışmayı ispat edemezsin.
But with you, I'm conclusively right.
Ama seninleyken, kesin olarak haklıyım.
Not conclusively. But you don't know.
Ama bilmiyorsun. Kesin olarak değil.
Still not enough to prove anything conclusively.
Hala tam olarak bir şey kanıtlamaya yetmiyor.
New DNA evidence conclusively connects Reyes to the victim.
Yeni DNA kanıtları Reyesi kurbana kesin olarak bağlıyor.
And conclusively, you are That's true.
Ayrıca, sen… 75 takıyorsun, değil mi? Doğru.
Especially when people seem to want me so conclusively.
Özellikle insanlar benden kesin olmamı istedikleri zaman.
A tainted sample that doesn't conclusively ID him.
Bozuk bir numune, bu onu kesin olarak tespit etmeniz için yetersiz.
Results: 201, Time: 0.0322

Top dictionary queries

English - Turkish