CONTUSION in Turkish translation

[kən'tjuːʒn]
[kən'tjuːʒn]
çürük
rotten
bruise
bad
decay
contusion
rickety
flimsy
rotting
cavities
putrid
ezik
loser
lame
sucker
pathetic
contusion
meek
dork
bruised
dents
kontüzyon
contusion
ezilmesi
crushed
contusion
be squashed
being run over
çürükler
rotten
bruise
bad
decay
contusion
rickety
flimsy
rotting
cavities
putrid
bir kontüzyon

Examples of using Contusion in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kate's hand weight matched the contusion.
Katein dambılıyla kafasındaki ezik uyuşuyor.
Also has abdominal contusion.
Abdominal yaralanma da var.
Had an unfortunate contusion.
Talihsiz bir çürüğü vardı.
I found a contusion on the frontal bone, roughly 20 millimeters in diameter.
Alın kemiğinde bir çürük buldum, tahminen 20 milimetre çağında.
Fairly substantial contusion, swelling of the brain.
Azımsanamayacak büyüklükte bir çürük var, beyni şişmiş.
Um, I have a contusion… which is better than a concussion.
Aa, zedelenme var… tabii beyin sarsıntısından iyidir.
I'm thinking cardiac contusion.
Kalpte bir eziklik olduğundan şüpheleniyorum.
A bone contusion. You want to see the scar?
Kemik zedelenmesi, yarayı görmek ister misin?
The security guard's story of her capture. This contusion here corroborates.
Buradaki ezilme… güvenlik görevlisinin onu yakalama hikayesini doğruluyor.
Six-centimeter contusion Just Tylenol.
Altı santimetrelik bir çürük. -Sadece Tylenol.
It causes a contusion or a seizure.
Bir çürüğe ya da nöbete sebep olmuştur.
Will Beckford had a contusion on the back of his head. What's that?
Will Beckfordun kafasının arkasında bir çürük vardı.- Nedir?
But it's a rather large contusion and I would like to keep an eye on him.
Ama büyük bir çürüğü var ve gözümün önünden ayrılmasını istemem.
Will Beckford had a contusion on the back of his head.
Darbe izi var. Will Beckfordun kafasının arkasında.
Neck contusion.
Boynunda çürük var.
You have got a pretty big contusion.- No, forget it.
Büyük bir çürüğün var. -Boş ver.
Chest contusion.
Göğüste morarma.
Contusion to the left temple.
Sol şakakta ezilme.
Worst-case scenario, cardiac contusion or an aortic tear.
En kötü ihtimal kardiyak morartı veya aorta yırtılması.
Colles' fracture, chest contusion.
Kırığı var ve göğsünde ezilme var.
Results: 79, Time: 0.0626

Top dictionary queries

English - Turkish