COOKING in Turkish translation

['kʊkiŋ]
['kʊkiŋ]
yemek
food
dinner
to eat
lunch
meal
cook
supper
dish
chow
dining
pişirme
cook
baking
make
culinary
broil
aşçılık
cook
chef
messmate
gunner
pişen
yemekleri
food
dinner
to eat
lunch
meal
cook
supper
dish
chow
dining
yemeklerini
food
dinner
to eat
lunch
meal
cook
supper
dish
chow
dining
yemeği
food
dinner
to eat
lunch
meal
cook
supper
dish
chow
dining
pişirmek
cook
baking
make
culinary
broil
pişirmeye
cook
baking
make
culinary
broil
pişirmeyi
cook
baking
make
culinary
broil
aşçılığı
cook
chef
messmate
gunner
aşçılığını
cook
chef
messmate
gunner
aşçı
cook
chef
messmate
gunner

Examples of using Cooking in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And how to make American hamburgers. Her mother taught her Japanese cooking.
Annesi Japon yemeklerini ve… Amerikan hamburgerini nasıl yapacağını öğretti.
I do the cooking and I don't want to cook meat.
Yemeği ben yapıyorum ve et pişirmek istemiyorum.
Good, cause my wife's cooking would gag a maggot.
Çünkü karımın yemekleri ağza atılır gibi değil. İyi.
The perfect water and air for cooking crank. Busan especially has.
Özellikle Busanın havası ve suyu kristal pişirmek için mükemmel.
WandaVision We got something cooking WandaVision.
WandaVision WandaVision Pişen bir şeyler var.
I'm not here to conduct your cooking.
Buraya aşçılığını yönetmeye gelmedim.
Her cooking is amazing.
Onun aşçılığı şaşırtıcıdır.
We go from the A to Z of cooking a brisket.
Döş eti pişirmeyi Adan Zye kadar anlatıyoruz.
I think it's Time that I tried Susanna's cooking.
Susannanın yemeklerini tatma vaktimin geldiğini düşünüyorum.
Cynthia's cooking is always top-notch. This is so good!
Çok güzel! Cynthianın yemekleri hep üst düzey olur!
We have got something cooking.
Pişen bir şeyler var.
Your wife's cooking, I'm not surprised.
Karın iyi aşçı, hiç şaşırmadım.
I don't like Tom's cooking.
Tomun aşçılığını beğenmiyorum.
Tom has done nothing all week but complain about Mary's cooking.
Tom Marynin aşçılığı hakkında şikayet etmekten başka bütün hafta bir şey yapmadı.
I will find a job where I can work while learning cooking.
Yemek pişirmeyi öğrenirken çalışabileceğim bir iş bulacağım.
You miss the cooking in here, Simmo? It's rank?
Buranın yemeklerini özledin mi, Simmo?
If all the same to you I will do the cooking from now on.
Eğer hepsi bunların aynıysa, şu andan itibaren yemeği ben yapacağım.
Since I was orphaned, I always had to do the cooking. Yeah, well.
Evet. Yetim kaldığımdan beri yemekleri hep ben yaptım.
And smelled our goose, cooking delicious.
Ve pişen kazımızın muhteşem kokusunu aldık.
The cooking and the cleaning ladies.
Aşçı ve temizlikçi kadınlar.
Results: 2753, Time: 0.0486

Top dictionary queries

English - Turkish