CRACKS in Turkish translation

[kræks]
[kræks]
çatlaklar
crazy
crack
fracture
loco
nutty
freak
lunatic
nutter
loony
psycho
yarıklar
rift
slit
breach
split
crack
cleft
fissure
the sinkhole
crevasse
a cleft
çatalı
fork
spork
cutlery
tines
utensils
silverware
dowsing
çatırtılar
crackling
crunch
çatlakları
crazy
crack
fracture
loco
nutty
freak
lunatic
nutter
loony
psycho
çatlak
crazy
crack
fracture
loco
nutty
freak
lunatic
nutter
loony
psycho
çatlaklardan
crazy
crack
fracture
loco
nutty
freak
lunatic
nutter
loony
psycho
çatlar
çatladığında
çatallarına
fork
spork
cutlery
tines
utensils
silverware
dowsing

Examples of using Cracks in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sometimes we see tar Coming out in the cracks in the patio.
Bazen verandadaki çatlaklardan katran sızdığını görüyoruz.
Once that heart cracks, the only way to keep living is to harden it.
O kalp çatladığında yaşamaya devam etmenin tek yolu sertleşmektir.
It just fills the cracks of the heart. Peanut butter.
Kalpteki çatlakları hemen doldurur. Fıstık ezmesi.
There's no wear on the suspension, no cracks in the belts.
Süspansiyonda aşınma yok, kemerlerde çatlak yok.
The egg cracks, out comes a snake. Strange.
Tuhaf içinden bir yılan çıkar. Yumurta çatlar.
Yeah, but their armor cracks.
Evet ama zırhları çatlıyor.
You like looking at girl's butt cracks, Stan?
Kızların kıçının çatallarına bakmaktan hoşlanıyor musun Stan?
I never want to see another member of this family slip through the cracks.
Ailemden bir başkasının daha çatlaklardan aşağı kayıp düşmesini görmek istemiyorum.
Peanut butter. It just fills the cracks of the heart.
Kalpteki çatlakları hemen doldurur. Fıstık ezmesi.
In the oceans, where the ice is now weak, the Sun's warmth, opens cracks.
Buzun artık zayıfladığı okyanusta… güneşin sıcaklığı çatlak açıyor.
Quick, master, back through these cracks, run!
Çabuk bey! Bu çatlaklardan geri dönelim, koş!
Down exposed butt cracks. He's also confessed to dropping coins.
Ayrıca açıkta gördüğü kıç çatallarına bozukluk… sıkıştırdığını itiraf etti.
it only fills the cracks.
yalnızca çatlakları dolduruyor.
The Sun's warmth, opens cracks. In the oceans, where the ice is now weak.
Buzun artık zayıfladığı okyanusta… güneşin sıcaklığı çatlak açıyor.
It's all about climbing the cracks.
Çatlaklardan tırmanmaya çalışıyordu.
He's also confessed to dropping coins down exposed butt cracks.
Ayrıca açıkta gördüğü kıç çatallarına bozukluk sıkıştırdığını itiraf etti.
If they were cracks or distortions in the uniform matrix of reality.
Eğer onlar gerçeğin matrixinde birer çatlak ya da bozulma olsalardı.
Slip through the cracks. I never want to see another member of this family.
Ailemden bir başkasının daha çatlaklardan… aşağı kayıp düşmesini görmek istemiyorum.
But after 1,000 feet, those cracks and corners dead end.
Ama yaklaşık 300 metreden sonrasında, bu çatlak ve girintiler bitiyor.
Then something big falls through the cracks.
Sonra da çatlaklardan büyük bir şey düşer.
Results: 459, Time: 0.0862

Top dictionary queries

English - Turkish