DAZZLE in Turkish translation

['dæzl]
['dæzl]
şaşırt
to be surprised
gözünü kamaştır
büyüle
magic
to dazzle
to bewitch
dazzle
şaşırtacak
to be surprised
büyüleyecek
it would charm
dazzle
will charm
büyüleyeceğim

Examples of using Dazzle in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Dazzle us, will you?
Bizi şaşırtın olur mu?
All dazzle and bewitch us!
Tüm bunlar göz kamaştırıyor ve bizi cezbediyor!
Seriously, you're gonna dazzle him.
Cidden, onun gözünü kamaştıracaksın… işler değişene kadar.
All dazzle and bewitch us!
Hepsi göz kamaştırıcı ve büyüleyici!
They dazzle in public, those two.- Isn't she?
O ikisi herkesin gözünü kamaştırıyor.- Öyle mi?
They dazzle in public, those two. They don't disappoint in private either?
O ikisi insanların önünde göz kamaştırırlar.- Değil mi?
Dazzle you with official-sounding terms like"Code Red.
Görünen terimlerle… şaşırtacaktır. şaşkınlığa uğratacak… ve'' Kırmızı Kod'' gibi resmî.
First you will dazzle, then smell.
Önce gözünü kamaştıracak, sonra kokusunu alacaksın.
Let's dance and dazzle the world.
Hadi dans edelim ve tüm dünyayı şaşırtalım.
Miss Watson? Dazzle us, will you?
Bayan Watson? Bizi şaşırtın olur mu?
Grandad's an old man and you dazzle him.
Büyükbaban yaşlı bir adam ve sen onu büyülüyorsun.
We be so fortunate as to win the Star Dazzle Award again.
Yıldız Parıltısı Ödülünü tekrar kazanacağımız için çok şanslıyız.
Do you want us to lose the Star Dazzle Award to a bunch of dishwashers?
Yıldız Parıltısı Ödülümüzü bir grup bulaşıkçıya kaptırmayı mı istiyorsun?
The Star Dazzle Award?
Yıldız Parıltısı Ödülü mü?
George, I shall Miss the dazzle and wit of your conversation.
George, sohbetindeki pırıltıyı ve nükteleri çok özleyeceğim.
I figure I should probably dazzle.
Ben muhtemelen kamufle gerekir rakam.
Look, Sean, we would pick up her bond if we could. Dazzle me.
Sasirtin beni. Sean, ödeyebilseydik onun kefaletini biz öderdik.
Dazzle me and we will see.
Beni etkilersen bakarız.
It may be beautiful, but don't let the bright colors dazzle you.
Güzel olabilir, ama parlak renkler kamufle olmanıza izin vermez.
I prepared some science experiments that will illuminate the mind and dazzle the eye.
Bazı bilim deneyleri hazırladım akıllara ışık tutacak ve gözleri kamaştıracak.
Results: 87, Time: 0.0534

Top dictionary queries

English - Turkish