DISTRACTING in Turkish translation

[di'stræktiŋ]
[di'stræktiŋ]
dikkat dağıtıcı
distraction
dikkatimi dağıtmayı
distractions
as a diversion
rahatsız
alone
comfortable
relax
comfy
at ease
cozy
comfortably
comfort
casual
cushy
oyaladığın
stall
to distract
hold
of diversion
keep
divert
dikkatini dağıtmak
distractions
as a diversion
dikkatini dağıtmanın
distractions
as a diversion
dikkatini dağıtmaya
distractions
as a diversion

Examples of using Distracting in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Or distracting things like that. You don't need any fact.
Onun gibi dikkat dağıtıcı birşeye ihtiyacınız yok Bir gerçeğe veya.
People were recognising him and distracting him.
İnsanlar tanıyıp rahatsız ediyorlardı.
I know. I'm good at distracting men.
Ben yaparım. Erkeklerin dikkatini dağıtmak, benim olayım.
Your music is distracting me.
Müziğin beni rahatsız ediyor.
Listen, you lot, you're all whizzing about, it's really very distracting.
Dinleyin, sizler, hepiniz etrafta vızıldayıp duruyorsunuz, çok dikkat dağıtıcı.
I know. I'm good at distracting men.
Bende o iş. Erkeklerin dikkatini dağıtmak benim olayım.
We have been distracting the witches for you, dying relentlessly!
Biz acımasızca ölüyor, sizin için cadılar rahatsız oldum!
But what's more interesting are your skills and talent. I will admit they're distracting.
Yeteneklerin ve becerilerin daha ilginç. Dikkat dağıtıcı olsa da.
You're distracting my vision with that bag!
O çantayla gözlerimi rahatsız ediyorsun!
You know, the key is… Clearing your head of all distracting thought.
Biliyor musun, işin sırrı kafanı bütün dikkat dağıtıcı düşüncelerden arındırmak.
He's distracting you with snake oil.
Seni yılan yağıyla rahatsız ediyor.
Okay, listen, you're distracting me.
Tamam, dinle, beni rahatsız ediyorsun.
Well just go away and stop distracting me.
O zaman git ve beni rahatsız etmeyi bırak.
All we gotta do is spend enough time distracting them til the Feds get here.
Tek yapmamız gereken, federaller buraya gelene kadar onları rahatsız ederek zaman kazanmak.
Distracting Klaue saved my life and that of my king.
Klauenin dikkatini dağıtman benim ve kralımın hayatını kurtardı.
You need to return to life instead of distracting yourself with solving cases.
Kendinizi davaları çözerek oyalamak yerine hayata dönmelisiniz.
It's your way of distracting me, yeah?
Bu senin, benim dikkatimi dağıtma yöntemin, öyle mi?
Go away Ramon, stop distracting Emilio, we're doing something important.
Uzaklaş Ramon, Emilionun dikkatini dağıtmayı bırak, önemli bir şey yapıyoruz.
Speaking of distracting tactics.
Dikkat dağıtma taktiklerinden bahsediyorduk bir de.
And that of my king. Distracting Klaue saved my life.
Klauenin dikkatini dağıtman benim ve kralımın hayatını kurtardı.
Results: 200, Time: 0.0657

Top dictionary queries

English - Turkish