DOING FOR in Turkish translation

['duːiŋ fɔːr]
['duːiŋ fɔːr]
için yaptığı
to do for
for
için yaptı
to do for
for
için yapmayı
to do for
for

Examples of using Doing for in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You have been doing for the last 22 hours Do you really expect me to believe that everything has been perfectly innocent?
Her şeyin tamamen masum olduğuna inanmamı mı bekliyorsunuz? Son 22 saat boyunca yaptığınız.
The best thing Jonas Lester ever did for this town was die.
Jonas Lesterın bu kasaba için yaptığı en iyi şey ölmekti.
So everything he does for us is really a selfish act.
O yüzden bizim için yaptığı her şey bencil bir hareketten ibaret.
It was the sweetest thing a guy's ever done for me.
Bir erkeğin benim için yaptığı en güzel şeydi.
I think I can do for you everything he did… plus skew younger.
Sizin için yaptığı herşeyi yapabileceğimi düşünüyorum. Artı, daha gencim.
That's the nicest thing a man's ever done for me.
Bu bir erkeğin benim için yaptığı en güzel şey.
I couldn't let that happen after all the things he would done for me.
Onun benim için yaptığı bütün şeylerden sonra bunun olmasına izin veremezdim.
This is what FEMA does for us.
FEMAnın bizim için yaptığı bu işte.
But the work Debbie did for him helped pay the bills.
Ama Debbienin onun için yaptığı işler faturaları ödememize yardım ediyordu.
Remember what my daddy did for Axel? Anything you want?
Ne istersen. Babamın Axel için yaptığı şeyi hatırlıyor musun?
First thing good my daddy ever did for me. My god!
Babamın benim için yaptığı en iyi ilk şey. Aman Tanrım!
Everything that Dad did for you, Mom made sure to write it down.
Annem babamın senin için yaptığı her şeyi garanti olsun diye not almış.
People will finally know everything Saul did for me.
İnsanlar sonunda Saulun benim için yaptığı her şeyi öğrenecekler.
I think I can do for you everything he did..
Sizin için yaptığı herşeyi yapabileceğimi düşünüyorum.
The least the city can do for him is grant him bail.
Gotham için yaptığı bunca şeyden sonra… şehir de en azından onun kefaletle serbest kalmasını sağlayabilir.
You killed Dale, after all our family's done for you!
Ailemizin senin için yaptığı tüm şeylerden sonra… Dalei öldürdün!
People doing for others.
İnsanlar bunu başkaları için yapıyor.
What you doing for me?
Sen benim için ne yapıyorsun?
What you're doing for him.
Onun için yaptıkların… çok hoş.
在帮一个股东的忙 is doing for a shareholder.
Birisi Dünyadaki bir hissedar için iyilik yapıyor.
Results: 308822, Time: 0.0357

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish