DRINK in Turkish translation

[driŋk]
[driŋk]
içki
drink
liquor
booze
alcohol
hooch
internal
drink
inner
domestic
have
interior
inside
civil
inland
içecek
drink
beverage
soda
smoothie
refreshments
içmek
drink
to smoke
smoking
to have
take
sarhoş
drunken
a drunk
drink
intoxicated
inebriated
i̇çki
drink
liquor
booze
alcohol
hooch
içkiyi
drink
liquor
booze
alcohol
hooch
i̇ç
internal
drink
inner
domestic
have
interior
inside
civil
inland
içeceği
drink
beverage
soda
smoothie
refreshments
içkiye
drink
liquor
booze
alcohol
hooch
i̇çecek
drink
beverage
soda
smoothie
refreshments
içeceğim
drink
beverage
soda
smoothie
refreshments
içmeye
drink
to smoke
smoking
to have
take
içmem
drink
to smoke
smoking
to have
take
içsin
drink
to smoke
smoking
to have
take

Examples of using Drink in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Whatever you do, don't let these gypsies make you drink.
Ne yaparsan yap Çingenelerin seni sarhoş etmesine izin verme.
Let me buy you a drink. I will try hard.
Çok çalışacağım. Sana bir içecek ısmarlayayım.
I'm going to get a drink, when I come back, don't be here.
İçecek bişeyler almaya gidiyorum, ve dödüğümde burada olma.
Drink, for you know not why you go, nor where.
Ve nereye gittiğini. İç, çünkü bilmiyorsun neden.
Thanks for the drink, and for listening. You're leaving?
İçki için ve dinlediğin için sağ ol. Gidiyor musun?
No, thanks, I… never drink while on duty.
Hayır teşekkürler. Görev başında asla içmem.
Don't be silly. It will cost you a drink.
Aptallık etmeyin.- Bu size bir içkiye malolacak.
Thank you! Then we should go to Gangnam and drink there!
Teşekkür ederiz! Sonra Gangnama gidip orada içelim!
I will buy you a drink. Come on, kid.
Hadi çocuk. Sana bir içecek ısmarlayayım.
I was drunk enough on the smell of Italian leather. I didn't need a drink.
Yeterince içmiştim. İtalyan derisinin kokusuyla sarhoş olmuştum.
If I drown, it's all your fault. You drink.
İç.- Boğulursam, sizin suçunuz.
I mean, if you don't mind. I would like a drink.
İçecek bir şey istiyorum, sizce sakıncası yoksa.
are you? I never drink.
öyle mi? Ben içmem.
you probably need a drink.
muhtemelen içkiye ihtiyacın vardır.
Coffee in this heat? You were right, why drink.
Haklıydın, bu sıcaklıkta neden kahve içsin?
But that doesn't mean I can't offer you a drink. Right.
Doğru. Ama sana bir içecek ikram edebilirim.
Dam-i, let's go drink by the beach. Yes.
Evet. -Dam-i, gidip sahilde içelim.
So can I get you a drink or something? Hello?
İçecek ya da başka bir şey getireyim mi? Alo?
Drink, for you know not whence you came, nor why.
Ve neden geldiğini. İç, çünkü bilmiyorsun nereden.
You know… You don't want a drink or something?
İçki falan istemez misin? Biliyor musun?
Results: 20047, Time: 0.0718

Top dictionary queries

English - Turkish