ENCOUNTERS in Turkish translation

[in'kaʊntəz]
[in'kaʊntəz]
karşılaşmalar
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose
encounters
buluşmaları
to meet
meeting
to date
a rendezvous
karşılaşır
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose
karşılaştığında
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose
karşılaşmaları
against
versus
towards
opposite
counter
fight
oppose
buluşmalar
to meet
meeting
to date
a rendezvous

Examples of using Encounters in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
So it knows how to deal with all possible street encounters.
Sokaklardaki muhtemel karşılaşmalarla nasıl başa çıkılacağını biliyor bu sayede.
Odd that it should end this way, after so many stimulating encounters.
Bu kadar heyecanlı karşılaşmadan sonra böyle bitecek olması tuhaf.
The James gang's encounters have been with local law.
James çetesiyle karşılaşanların çoğu yerel kanunun yanındalar.
One encounters different problems… but basically the principles are the same.
Karşılaşılan problemler farklı olabilir… Ama temel olarak Prensipleri aynıdır.
My past encounters were full of them.
Geçen karşılaşmamızda bunlarla doluydun.
Every woman who encounters the Doctor is in love with him in a different way.
Doktorla karşılaşan her kadın ona farklı bir biçimde âşık oluyor.
The purpose of our two previous encounters is now very clear to me.
Artık iki karşılaşmamızın da amacı çok daha aşikar.
The purpose of our two previous encounters It may be your last.
Önceki iki karşılaşmamızın amacını şimdi çok iyi anlıyorum. Sonuncu olabilir.
I have survived many terrifying encounters, but nothing could have ever prepared me for this.
Birçok korkutucu karşılaşmadan sağ kurtuldum… ama hiçbir şey beni buna hazırlayamazdı.
Most of these James gang's encounters, sir, have been with local law enforcement.
James çetesiyle karşılaşanların çoğu yerel kanunun yanındalar.
There are no such things as♪ meaningless efforts, or unnecessary encounters.♪.
Boş çaba ya da anlamsız karşı koyma diye bir şey yoktur.
custom checks, any chance encounters.
tesadüfen karşılaştığınız durumlardan söz edin.
This girl rarely encounters men.
Bu kız pek az erkekle karşılaştı.
I imagine every creative person in every field encounters that sort of problem.
Her alandaki yaratıcı insanın, bu tarz problemlerle karşılaştığını sanıyorum.
Ma'am, you say on your questionnaire you have had multiple encounters with the LAPD.
Hanımefendi, ankette LAPD ile birkaç defa karşı karşıye geldiğinizi söylemişsiniz.
In the year 2525, the human race encounters an advanced alien alliance.
Yılında, İnsan ırkı gelişmiş bir uzaylı müttefikle karşılaştı.
Encounters including this one.
Bu da dahil olmak üzere 138 karşılaşma.
I always relish our encounters.
Ama benim için karşılaşmalarımız bir zevk.
Two alien encounters in a day. What are the chances?
Bir günde uzaylılarla iki kere karşılaşmak ihtimali nedir ki?
The purpose of our two previous encounters is now very clear to me.
Şimdi çok iyi anlıyorum. Önceki iki karşılaşmamızın amacını.
Results: 234, Time: 0.0707

Top dictionary queries

English - Turkish