FATALITY in Turkish translation

[fə'tæliti]
[fə'tæliti]
ölüm
death
dying
mortality
ölüme
dead
death
die
deceased
ölümcül
deadly
fatal
lethal
mortal
terminal
death
murderous
life-threatening
ölmüş
to die
death
dead
killed
ölümden
dead
death
die
deceased
ölümlü kazalarda

Examples of using Fatality in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
This time resulting in a fatality.
Bu kez ölümle sonuçlanmış.
It looks like you got your first fatality.
Anlaşılan ilk ölüm vakamız oldu.
We have had another fatality.
Başka bir ölüm daha var.
Fatality counts initially only included deaths from lab-confirmed SARS-CoV-2 infection U07.1.
Fatalite sayıları başlangıçta sadece laboratuvar onaylı SARS-CoV-2 enfeksiyonundan kaynaklanan ölümleri içeriyordu U07.1.
I have had 28 wounded and one fatality in the past 12 hours.
Son 12 sat içerisinde bir tanesi ölümcül olmak üzere 28 yaralanma vakası geldi.
One fatality, two coalition causalities, status unknown.
Bir ölü, iki yaralı var, durumları bilinmiyor.
Not a fatality.
Kaza değildi.
We're here investigating a fatality, Mr. Hannigan.
Biz bir ölüm olayını araştırıyoruz, Bay Hannigan.
One fatality, yeah.
Bir kurban, evet.
Never become a fatality.
Asla bir ölüm olma.
One fatality on site, lost one in the E.
Bir ölüm olay yerinde olmuş, birini de acilde kaybettik.
One fatality, sir.
Bir ölüm, efendim.
The diner. We had our first fatality.
Restoran Bu bizim ilk felaketimiz- Sanırım kötüye gidiyor.
We… we have a drive-by, gang-related, one fatality.
Bir ölü var. Çete olayı.
Desert Peace did have a fatality.
Çöl Barışı bir ölüm vakası yaşamış.
Dr. loman, one fatality.
Bir ölü var, Dr. Loman.
Isn't this OSHA's thing, workplace fatality?
İş kazaları, İş Güvenliği ve Sağlıkın işi değil mi?
This wasn't a traffic fatality.
Bu trafik kazası değilmiş.
These people lived on the same floor as the female arson fatality from two weeks ago.
Bu insanlar 2 hafta önceki kundaklamada ölen kadınla aynı katta yaşıyorlar.
It was a joint FBI-US Customs operation. One fatality, two FBI agents injured.
FBIya Birleşik Devletler gümrüğünün ortak operasyonu. Bir ölü, iki FBI ajanı yaralı.
Results: 103, Time: 0.0842

Top dictionary queries

English - Turkish