FLECKS in Turkish translation

[fleks]
[fleks]
lekeleriyle
stain
spot
smudge
mark
taint
smear
blemish
stigma
speck
blob
parçacıklar
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice
beneklerin
spot
speck
fleck
dot
noktaları
point
dot
period
spot
where
speck
lekeleri
stain
spot
smudge
mark
taint
smear
blemish
stigma
speck
blob
lekeler
stain
spot
smudge
mark
taint
smear
blemish
stigma
speck
blob
parçalara
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice
parçalar
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice

Examples of using Flecks in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Did you see those gold flecks?
Şu altın benekleri gördün mü?
You see the ink flecks and the image degradation?
Mürekkep lekelerini ve görüntü bozulmasını fark ettin mi?
And the image degradation? You see the ink flecks.
Mürekkep lekelerini ve görüntü bozulmasını fark ettin mi?
Once we have amassed enough flecks… we will set a trap.
Birkerede yeterince benek götürürsek… tuzağı kuracağız.
Soren. They have no chance against the flecks.
Soren. Beneklere karşı hiç şanları yok.
So want to tell me about the silver flecks I found?
Bulduğum gümüş rengi parçayla ilgili bir şey buldun mu?
No glass, no paint flecks, no personal effects.
Cam yok,… boya lekesi yok, kişisel bir şey yok.
They use real rose petals and flecks of gold.
Gerçek gül yaprakları ve altın parçacıkları kullanırlar.
Blue eyes, with flecks of yellow.
Mavi gözler, sarı noktalarla.
Those little brown flecks in your irises.
Gözlerden. O irisinizdeki küçük kahverengi noktalar var ya.
And several black flecks.
Ve birkaç siyah benek.
I don't see any grinding or flecks of amber.
Bir aşınma ya da kehribar parçası görmüyorum.
Flecks of gold leaf.
Altın yaprağı parçaları.
Dirty blond or dishwater blond: dark blond with flecks of golden blond and brown.
Kirli sarı veya bulaşık sarı- altın sarısı ve kahverengi lekeli koyu sarı.
Just flecks of human flesh and blood.
Sadece çok ufak insan parçaları ve kan.
Those little black flecks… They're scales.
Şu küçük siyah lekelerse… pulları.
They're scales. Those little black flecks.
Şu küçük siyah lekelerse… pulları.
And little red flecks.
Küçük, kırmızı benekli.
Gold flecks.
Altın parçacıkları.
Cervical lymph node Has black flecks.
Servikal lenf nodunda siyah lekeler var.
Results: 67, Time: 0.064

Top dictionary queries

English - Turkish