FROLIC in Turkish translation

['frɒlik]
['frɒlik]
oyunda
vote
ballots
voter
polling
oye
eğlence
fun
entertainment
amusement
recreational
joy
theme
leisure
rec
sport
diversion
gülüp eğleniyor
neşe
joy
cheer
fun
funny
merriment
cheerful
mirth
merrier
happier
neþe
oyna
to play
game
gülüp
laughing
and
smiling
frolic
frolic

Examples of using Frolic in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And then we can, like, frolic naked in the snow!
Ve sonra da karda çıplak muziplikler yapabiliriz!
When a word has a'c' for an ending like'frolic'" or"colic"?
Bir kelimenin sonunda'' c'' varsa'' frolic'' teki gibi ya da'' colic''?
Manson plotted the murders. But today little children frolic and eat funnel cake.
Mansonın cinayetlerini planladığı aynı yerde, gülüp eğleniyor ve huni keklerini yiyorlar.
Seeing you frolic in this unspoiled garden gives hope that this world may yet be redeemed.
Sizleri bu bozulmamış bahçede oynarken görmek bu dünya için hâlâ bir umut olduğunu gösterdi.
On the same ground where Manson plotted the murders. But today little children frolic and eat funnel cake.
Gülüp oynuyor, ve baca keklerinden yiyorlar. Burası kötü bir yer'' diye düşünüyorlar biliyorum… ama bugün küçük çocuklar, Mansonun cinayetlerini işlediği aynı yerin zemininde.
we unite these ancient warring clans, who frolic unclothed, even in winter, and bring peace to Decapita!
kışın bile kıyafetsiz oynaşmanızı ve Decapitaya barış getirmenizi diliyorum!
on the radio, called Suppertime Frolic.
Suppertime Frolic diye bir program başlamıştı.
I don't need to see Lou Grant frolicking.
Lou Grantı eğlenirken izlemek istemiyorum.
Joyous, frolicking, waddling, cute
Penguenler! Neşeli, eğlenceli, paytak, şirin
We should live as gentle puppies, frolicking, softly tumbling against each other.
Küçücük köpek yavruları gibi yaşamalıyız. Gülüp oynamalıyız,… birbirimizin üstüne nazikçe yuvarlanmalıyız.
Just ordinary people frolicking in the park.
Sadece parkta takılan sıradan insanlar.
How could you with 25 men frolicking naked in our pool?
Tane neşeli çıplak adam havuzumuzdayken nasıl uyuyabilirdin ki?
Vic. That little dude frolics hard, man.
Vic. küçük dostum eğlenmeyi çok seviyor, adamım.
Frolicking teenagers, sun,
Eğlenen gençler, güneş,
Frolicking by the water… naked.
Suyla oynarken… çıplak.
It's like Bambi frolicking in the fresh fallen snow.
Taze karda gezen Bambi gibi.
Frolicking and ribbons!
Gülüp oynamak ve kurdeleler!
Frolicking in the woods, maybe some… some nuzzling.
Ormanda eğlendiniz, belki biraz da koklaştınız.
I'm talking about a lovable furry playmate who you can spend years with, frolicking and.
Yıllarca vakit harcayacağın sevimli tüylü oyun arkadaşından, ve eğleneceğin.
now frolicking on the golf course.
golf sahasında oynaşmak.
Results: 41, Time: 0.1119

Top dictionary queries

English - Turkish