FRUSTRATION in Turkish translation

[frʌ'streiʃn]
[frʌ'streiʃn]
hüsran
frustration
disappointment
loss
perdition
frustrated
hayal kırıklığı
düş kırıklığı
öfkesini
anger
rage
fury
temper
wrath
outrage
angry
bıkkınlığı
jaded
bored
disgusted
is tired
frustrated
be exasperating
weary
are fed up
sıkıntınızı
trouble
problem
distress
boredom
hardship
nuisance
bother
fine
adversity
inconvenience
hayalkırıklığı
disappointment
be disappointed
frustration
hayal kırıklığını
hüsranını
frustration
disappointment
loss
perdition
frustrated
hüsranı
frustration
disappointment
loss
perdition
frustrated
hayal kırıklığına
hayal kırıklıkları
hüsrana
frustration
disappointment
loss
perdition
frustrated
düş kırıklığımı
düş kırıklığını
öfke
anger
rage
fury
temper
wrath
outrage
angry
öfkeni
anger
rage
fury
temper
wrath
outrage
angry

Examples of using Frustration in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I can understand Tom's frustration.
Tomun hüsranını anlayabilirim.
Happiness, sadness, agony, frustration, and many others.
Ve daha birçoğu. Mutluluk, üzüntü, ızdırap, hüsran.
But I understand your frustration, Frank, believe me.
Ama senin hayal kırıklığını anlıyorum, Frank, inan bana.
Let your anger and frustration flow like water.
Öfkeni ve hüsranını bırak, su gibi akıp gitsinler.
Male frustration being an integral part… of the life together she calls"marriage.
Dişinin'' evlilik'' adını verdiği müşterek hayatın tamamlayıcı parçası olan erkek hüsranı.
Of a temper or frustration. without even a hint Very clearly and kindly.
Oldukça açık ve kibar bir şekilde… öfke veya hüsran… çıtlatması bile oImadan.
I understand his frustration.
Onun hayal kırıklığını anlıyorum.
For a bottle of frustration. Wha-- I'm not paying 26 bucks $26.
Ne? Bir şişe hayal kırıklığına 26 dolar ödemiyorum.
Put your frustration into your fists and hit something!
Hüsranını yumruklarına koy ve bir şeylere vur!
Look, we all feel frustration.
Bak, hepimiz hüsranı hissederiz.
Without even a hint Very clearly and kindly, of a temper or frustration.
Oldukça açık ve kibar bir şekilde… öfke veya hüsran… çıtlatması bile oImadan.
Frustration.
Hayal kırıklıkları.
I understand her frustration.
Onun hayal kırıklığını anlıyorum.
Wha… I'm not paying 26 bucks for a bottle of frustration.
Ne? Bir şişe hayal kırıklığına 26 dolar ödemiyorum.
You can see his anger and frustration.
Öfkesini ve hüsranını görebilirsiniz.
Without even a hint of a temper or frustration. Very clearly and kindly.
Oldukça açık ve kibar bir şekilde… öfke veya hüsran… çıtlatması bile oImadan.
I understand Tom's frustration.
Tomun hayal kırıklığını anlıyorum.
Um, indicated a deeply conflicted personality, a lot of anger and frustration.
Bu da oldukça çelişkili bir kişilik, çok fazla öfke ve hüsrana işaret eder.
Their anger and frustration towards me.
Bana karşı olan, öfkeleri, hayal kırıklıkları.
My royals survived the battle, but there was still anger and frustration inside the house.
Asillerim savaştan sağ çıkmıştı ama evin içinde hâlâ öfke ve hüsran vardı.
Results: 270, Time: 0.4346

Top dictionary queries

English - Turkish