FUELING in Turkish translation

yakıt
fuel
gas
propellant
gasoline
refuel
petrol
körüklüyor
to fan
to fuel
yakıtı
fuel
gas
propellant
gasoline
refuel
petrol

Examples of using Fueling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sure, every participant will be getting a corn dog, but that's for fueling only.
Her katılımcıya kızarmış sosis verilecek olabilir ama sadece enerji sağlamanız için.
Eh, just fueling up.
Ih, sadece enerji topluyorum.
These two smug clouds are combining, fueling each other.
Bu iki kibir bulutu birleşerek birbirlerini tetikliyorlar.
He should be on the dock, fueling up and preparing by now.- He knows.
Şu anda burada yakıt doldurup… hazırlanıyor olması gerekiyordu.- Biliyor.
There was limited hydrogen infrastructure, with 36 hydrogen fueling stations for automobiles publicly available in the U.S., but more hydrogen stations are planned, particularly in California.
ABDde halka açık olan otomobiller için 36 hidrojen yakıt istasyonu bulunmakta olup özellikle Kaliforniyada daha fazla hidrojen istasyonu planlanmaktadır.
Those who are able to do so go abroad, fueling a"brain drain" that saps the country's economic potential.
Yapabilenler yurtdışına giderek, ülkenin ekonomik potansiyelini tüketen“ beyin göçünü” körüklüyor.
The MSRE notably demonstrated fueling with U-233 and U-235 during separate test runs.
MSRE, ayrı ayrı test çalışmaları sırasında U-233 ve U-235 ile yakıt verilmesini önemli ölçüde ortaya çıkardı.
Europe's purchase of American goods and machinery redirected many Marshall aid dollars back into American industry, fueling a postwar boom.
Avrupanın Marshall yardımı olan dolarla satın almak istediği mal ve makinaları geri satın almak için Amerikan endüstrisinin içine geri yönlendiriliyordu buda bir savaş sonrası patlamayı körüklüyordu.
Used for fueling old cars with modern unleaded. There's spilled petrol on the floor… here, and it has the distinct aroma of additives.
Çalıştırmak için kullanılan katkı kokusu var. Burada yere benzin dökülmüş ve eski arabaları modern kurşunsuz yakıtla.
There's spilled petrol on the floor here, fueling old cars with modern unleaded. and it has the distinct aroma of additives used for.
Çalıştırmak için kullanılan katkı kokusu var. Burada yere benzin dökülmüş ve eski arabaları modern kurşunsuz yakıtla Benzin çekilmişti.
I know that the guilt fueling this peculiar tirade… is already swollen bigger than your hemorrhoids.
Bu tuhaf nutku gazlayan suçun içinde basurlarından daha fazla şişmiş olduğunu biliyorum.
Oil, the substance which the ancients considered too flammable to be of any use, becomes the most important commodity on the planet, fueling even more innovation.
Eskilerin kullanmak için aşırı yanıcı buldukları madde olan petrol daha da fazla icada yakıt olacak olan Dünya üzerindeki en önemli ürün hâline geliyor.
therefore fueling the brain and keeping it alive organically.
bu nedenle beyni besler ve organik olarak canlı tutar.
Mussolini is being widely circulated by Turkish left-wing and Islamist media, fueling street protests by radical groups and raising questions about journalistic standards. US and Turkish officials rejected the allegations as unfounded, saying they are harmful to US-Turkish relations.
İslamcı basınında geniş yer verilmesi radikal gruplarca düzenlenen sokak gösterilerini körüklüyor ve gazetecilik standartları hakkında soru işaretlerinin doğmasına yol açıyor.
oil presses, fueling mills, forges
yağ presleri, yakıt tesisleri, demir ocakları
Fuelled up.
Yakıt aldım.
Colonel, fuelling shuttles are starting to come aboard.
Albay, mekikler yakıt almak için içeri gelmeye başlıyor.
Most are being fuelled.
Çoğu yakıt ikmali yapıyor.
Fuelled and ready to go.
Yakıt dolu ve gitmeye hazır.
Fuelled and ready to go.
Yakıt tamamlandı, kalkışa hazır.
Results: 65, Time: 0.0472

Top dictionary queries

English - Turkish