GENETICS in Turkish translation

[dʒi'netiks]
[dʒi'netiks]
genetik
genetic
genetically
genetics
genler
gene
genetic
genome
young
genomic
kalıtım
inherit
legacy
genetiği
genetic
genetically
genetiğini
genetic
genetically
genetiğin
genetic
genetically
genlere
gene
genetic
genome
young
genomic
genlerden
gene
genetic
genome
young
genomic

Examples of using Genetics in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Medical genetics is the application of genetics to medical care.
Medikal genetik, kısaca, genetiğin tıbba uygulanmasıdır.
People using your genetics for their own personal gain.
Insanlar kendi çıkarları için genetiğini kullanıyor.
But not modern genetics. Beyond the reach of space science.
Uzay bilimine ulaşmanın ötesinde… ama modern genetiğin ötesinde değil.
His mother, Dr. Higgins, claimed to have attempted to modify his genetics in utero.
Annesi Dr. Higgins çocuk daha anne karnındayken genetiğini değiştirmeye çalıştığını söyledi.
Beyond the reach of space science… but not modern genetics.
Uzay bilimine ulaşmanın ötesinde… ama modern genetiğin ötesinde değil.
And what you're doing is you're changing the genetics of something forever.
Bu durumda, bir şeyin genetiğini ebediyen değiştiriyorsunuz.
I'm not sure you did, if you think that's how genetics works.
Sanırım almamışsın. Eğer genetiğin böyle çalıştığını düşünüyorsan.
Get a Genetics consult.
Genetikle konsültasyon yap.
We were in a seminar on flatworm genetics.
Yassı kurtlar genetiğiyle ilgili bir seminerdeydik.
If he is bribing governments for citizens' genetics, then we have got to.
Eğer hükümetlere vatandaşların genetikleri için rüşvet veriyorsa, o zaman.
So what is the link to Kelvin Genetics?
Peki Kelvin Genetikle arasındaki bağ nedir?
I have spent years trying to corral your bad genetics.
Senden gelen kötü genleri ağıllaştırmak için yıllarımı verdim.
It can reverse connors' abnormal genetics Like an on and off switch.
Connorsın anormal genlerini tıpkı bir açma kapama şalteri gibi tersine çevirebilir.
He was the only human who had ever successfully been combined with alien genetics and remained alive.
Uzaylı genetiğiyle birleştirilip hayatta kalabilen tek insan oydu.
The other major development is going to be in the area of what can happen in genetics.
Diğer bir büyük gelişme genetikte ne olabileceği alanında olacaktır.
No, I don't think genetics have anything to do with destiny.
Hayır insanların genetiklerinin kaderlerini etkilediğini düşünmüyorum.
To find out if Sebacean genetics could serve us.
Sebasyalı genetiğinin bize hizmet edip edemeyeceğini görmek için.
Genetics had nothing to do with why you outlived them.
Onlardan uzun yaşamanın genetikle bir ilgisi yok.
We're not dealing with genetics!
Burada genetikle uğraşmıyoruz!
Specializing in artificial intelligence, genetics, and meta-human stu.
Yapay Zekada, genetikte, meta-insanlarda uzmanlaşan.
Results: 572, Time: 0.0691

Top dictionary queries

English - Turkish