GLOVED in Turkish translation

[glʌvd]
[glʌvd]
eldivenli
glove
gauntlet
mitt
mittens
eldiven
glove
gauntlet
mitt
mittens

Examples of using Gloved in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I didn't know that we had shoe and glove prints. But my guy was late in writing it up.
Ama adamlarım raporu geç yazdı, elimizde ayakkabı ve eldiven izleri olduğunu bilmiyordum.
And living in that tiny studio in the East 50s. at the glove counter at Saks It's like when I was working.
Ve doğu yakasında bir stüdyoda yaşadığım zaman gibi. Saks mağazasının eldiven reyonunda çalıştığım.
It's like when I was working at the glove counter at Saks and living in that tiny studio in the East 50s.
Ve doğu yakasında bir stüdyoda yaşadığım zaman gibi. Saks mağazasının eldiven reyonunda çalıştığım.
That time that he left his Molly in my glove compartment, and then I got arrested? And then, last summer?
Ondan sonra, geçen yaz, o zamanlar onun Mollyi, benim eldiven bölmeme bıraktığını, ondan sonrada tutuklandığı mı?
or dropped glove, hairpin? examined it, I presume.
düşürülmüş eldiven, saç tokası gibi izler gördünüz mü? incelemenizde, Ve ofisinize döndüğünüzde, davetsiz misafira ait;
Gloved hands, yes.
Eldivenli ellerimle, evet.
My gloved and lubricated finger, yeah.
Eldivenli ve yağlı parmağımla evet.
Gloved hands might be a wiser course of action.
Lakin, eldivenli ellerle tutmak daha zekice olacaktır.
What would that gloved freak do now? Back up.
O eldivenli manyak yine ne yaptı? Dön.
Back up. What would that gloved freak do now?
O eldivenli manyak yine ne yaptı? Dön?
Scrubbed and gloved and asking 20 questions about breast reconstruction.
Temizlenmiş, eldivenini takmış ve bana göğüs yenilemesi hakkında bir sürü soru soruyordu.
S gloved hand and placed it on my heaving pink stippled breast.
Nin eldivenli elini alıp diri, pembe, çilli mememe koydum.
Bramblehurst railway station, and carrying a little black portmanteau in his thickly gloved hand.
Bramblehurst tren istasyonu ve taşıma onun kalın eldivenli elini biraz siyah bölmeli çanta.
Suddenly the stranger raised his gloved hands clenched,
Aniden yabancının, sıkılı onun eldivenli ellerini kaldırdı,
There's nothing quite as satisfying as having school Twerps fall into our gloved hands.
Okulun ahmaklarının eldivenli avuçlarımıza düşmesi her şeyden daha tatmin edici.
Masked and gowned and gloved. She turned and saw a figure standing in the dark.
Döndü ve karanlıkta maskeli, önlüklü ve eldivenli birini gördü.
Dr. Altman gowned and gloved, and I need something to stand on.
bana önlükle eldiven verin. Bir de bana ayağımın altına koyacak bir şey getirin.
Then, using your own gloved hands, you spread the dermis over a corresponding finger.
Sonra, eldivenli ellerinizi kullanarak bir parmağa eş şekilde yaymalısınız.
masked and gowned and gloved.
önlüklü ve eldivenli birini gördü.
Observe Mr. Carter wiping his nose with his gloved hand just prior to grabbing the scalpel.
Bay Carterın burnunu eldivenli eliyle silip, neşteri almasını inceleyin.
Results: 7399, Time: 0.0305

Top dictionary queries

English - Turkish