GRACEFULLY in Turkish translation

['greisfəli]
['greisfəli]
incelikle
gracefully
delicately
with grace
zarafetle
grace
elegance
refinement
zarifçe
elegant
graceful
exquisite
gracious
classy
dainty
delicate
neat
subtle
beautiful
zerafetle
gracefully
with style and grace
full of grace
nazikçe
kind
nice
gentle
polite
delicate
decent
kindly
courteous
gently
gracious
güzelce
good
beautiful
nice
pretty
fine
great
cool
lovely
well
sweet
kibar bir şekilde
zarif
elegant
graceful
exquisite
gracious
classy
dainty
delicate
neat
subtle
beautiful
erdemli bir şekilde

Examples of using Gracefully in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The majestic airship lands gracefully as passengers wave to the awed spectators.
Yolcular şaşkın seyircileri selamlarken… heybetli hava gemisi zerafetle indi.
How can we live here gracefully over the long haul?
Nasıl burada uzun zaman boyunca zarafetle yaşayabiliriz?
Get what you want by giving first…. Gracefully and inconspicuously.
İlk önce vererek istediğin şeyi al…-… incelikle ve göze çarpmadan.
A young lady must learn how to walk gracefully in heels.
Genç bir hanım topuklu ayakkabılarla nasıl zarifçe yürüneceğini öğrenmeli.
Oh, well, I will… I will just resign gracefully.
Oh, aslında, erdemli bir şekilde istifa edeceğim.
Where giant squid swim gracefully.
Dev mürekkep balığının zarafetle yüzdüğü yerde.
He's right Rygel, so we will just have to accept it gracefully.
O haklı Rygel, o yüzden bunu incelikle kabul etmek zorundayız.
She's just, uh, helping me grow old gracefully.
Sadece yardım ediyordu bana. Zerafetle yaşlanmama.
I can't eat skewered foods gracefully.
Şişe geçirilmiş yiyecekler var, ben bunları kibar bir şekilde yiyemem ki.
He's moving along so gracefully.
O kadar zarif hareket ediyor ki.
It flows gracefully like a stream.
Nazikçe akıyor. nehir gibi.
They still fly gracefully through the freezing waters.
Dondurucu sularda halen, zarafetle uçuyorlar.
Gracefully as I would hoped. I haven't been handling my transition to ordinary human as.
Sıradan insana geçiş sürecimi umduğum kadar incelikle… yönetemiyorum.
To aging… gracefully.
Yaşlanmaya… Zerafetle.
A girl is suppose to sit down gracefully.
Kız dediğin zarif oturur!
She showed great respect and gracefully accepted your criticism.
Saygısını gösterdi ve bütün tenkitlerinizi nazikçe kabul etti.
Slowly, gracefully.
Yavaşça, zarafetle.
Do the right thing and gracefully withdraw.
Doğru olanı yap ve zerafetle geri çekil.
You can bow out gracefully and I will never hold it against you.
Zarif bir selamla çekilebilirsin, ben de bunu asla yüzüne vurmam.
Ana" means…"To sit gracefully.
Ananın anlamı, zarafetle oturmak.
Results: 134, Time: 0.0532

Top dictionary queries

English - Turkish