ZARIF in English translation

elegant
zarif
şık
seçkin
güzel
mükemmel
kibar
hoş
zekice
graceful
zarif
güzel
nazik
endamlı
exquisite
zarif
enfes
mükemmel
nefis
muhteşem
harika
güzel
seçkin
ince
özel
gracious
zarif
nazik
rahman
güzel
yüce
kibar
merhametli
allahım
lütufkar
bağışlayıcı
classy
şık
zarif
mükemmel
sosyetik
klâs
güzel
kaliteli
klasik
havalı
dainty
zarif
narin
sevimli
nazik
tatlı
delicate
hassas
narin
nazik
zarif
ince
kırılgan
hassa
neat
sek
güzel
temiz
düzgün
düzenli
harika
muntazam
iyi
zarif
hoş
subtle
ince
kurnaz
zarif
hafif
hoş
zeki
incelikli
beautiful
güzel
harika
muhteşem
yakışıklı
zarif

Examples of using Zarif in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ama böyle çok daha zarif ve zevkli oldu.
You have got it in a much more refined and sophisticated way.
Sonnynin zarif işi.
The sonny's doing fine.
Zarif leylak rengi şifon.
A subtle mauve chiffon.
İnce ve zarif, dergilerdeki gibi.
Thin and beautiful, like in the magazines.
Sen çok zarif görünüyorsun. Kulaklar dışarı?
Ears out? You look so neat.
Orkide bayağı zarif bir çiçektir.
Very delicate flower, the orchid.
Tamam, anne yeni saç kesimin şahane olmuş ve zarif.
Okay. Mom, your new haircut is really cute. And classy.
Eminim bu çok daha zarif görünecek.
I'm sure this is going to look a lot more dainty.
Zarif Hong, online sınıf öğretmeni.
Grace Hong, the online class teacher.
Çok zarif bir uyarı atışı değil.
Not a very subtle warning shot.
Parfüm kokulu zarif boynu için halat.
A rope around that fine, perfumed neck.
Zarif gözlerin derin bir mavilikte ışıldıyor.
Those beautiful eyes thatNsparkle with a lazuline hue.
Şimdi ceketini ilikle, zarif ol ve arabaya… git otur.
Now button your clothes, be neat and go sit in the car.
O zarif gölge hoş olmamı istediği….
I love the delicate shadow of she wanting me to be.
var ama o bu kadar zarif değil.
it's not classy like this.
Formda ve yüzünde ve zarif lütuf.
In the form and face and dainty grace.
Moeka-san çok zarif ve şık birisi.
Moeka-san's so pretty and stylish.
Cumartesi sabahı zarif bekar annelerin olduğu bir yer ha!
Attractive single mothers on a beautiful Saturday morning, huh?
Uzun elbiseli, zarif, kel, çarpıcı biri.
The flowing robes, the grace, bald, striking.
Zarif kadın atkıkarıncaya biner.
Fine lady, ride a cock-horse.
Results: 1706, Time: 0.0502

Top dictionary queries

Turkish - English