Examples of using Zarif in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ama böyle çok daha zarif ve zevkli oldu.
Sonnynin zarif işi.
Zarif leylak rengi şifon.
İnce ve zarif, dergilerdeki gibi.
Sen çok zarif görünüyorsun. Kulaklar dışarı?
Orkide bayağı zarif bir çiçektir.
Tamam, anne yeni saç kesimin şahane olmuş ve zarif.
Eminim bu çok daha zarif görünecek.
Zarif Hong, online sınıf öğretmeni.
Çok zarif bir uyarı atışı değil.
Parfüm kokulu zarif boynu için halat.
Zarif gözlerin derin bir mavilikte ışıldıyor.
Şimdi ceketini ilikle, zarif ol ve arabaya… git otur.
O zarif gölge hoş olmamı istediği….
var ama o bu kadar zarif değil.
Formda ve yüzünde ve zarif lütuf.
Moeka-san çok zarif ve şık birisi.
Cumartesi sabahı zarif bekar annelerin olduğu bir yer ha!
Uzun elbiseli, zarif, kel, çarpıcı biri.
Zarif kadın atkıkarıncaya biner.