HIM HALF in Turkish translation

[him hɑːf]
[him hɑːf]
yarısını ona
ona yarım
onu yarım
that half
that half-finished
him half
yarısını vereceğini

Examples of using Him half in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Offer him half.
Ona yarısını teklif edin.
I would call him half a nobleman. Who, the Imp?
O yarım soylu erkek sayılır. Kim, Küçük Şeytan mı?
Who, the Imp? I would call him half a nobleman?
O yarım soylu erkek sayılır. Kim, Küçük Şeytan mı?
Cut an inch off, we will leave him half.
Topları kes ve onları yarım bırak.
And I still owe him half my unemployment check.
Yine de işsizlik maaşımın yarısı onun.
I hate him half of the time.
Ömrümün yarısında ondan nefret ettim.
I could barely understand him half the time.
Söylediklerinin yarısını anlayamadım bile.
Course I had to teach him half of it.
Tabii, bunların çoğunu ona ben öğrettim.
Of course, I had to teach him half of it.
Tabii, bunların çoğunu ona ben öğrettim.
We found him half alive.
Onu yarı ölü halde bulmuştuk.
And ask him to change it into small, used bills of 50 and 100 francs. Then give him half the money you're carrying.
Sonra taşıması için paraların yarısını ona ver, muhtemelen paralar işaretlenmiş olacağından, onları 50 ve 100 frank olarak değiştirmelerini iste.
And ask him to change it into small, used bills of 50 and 100 francs. Then give him half the money you're carrying.
Sonra taşıması için paraların yarısını ona ver, onları 50 ve 100 frank olarak değiştirmelerini iste. muhtemelen paralar işaretlenmiş olacağından.
He told me that my brother promised him half his wages My hired boy, Matt, when we get to Fort Laramie.
Yaverim Matt… dedi ki ağabeyim Laramie Kalesinde ücretinin yarısını vereceğini söylemiş.
He told me that my brother promised him half his wages when we get to Fort Laramie. My hired boy, Matt.
Yaverim Matt… dedi ki ağabeyim Laramie Kalesinde ücretinin yarısını vereceğini söylemiş.
Matt, he told me that my brother promised him half his wages when we get to Fort Laramie.
Yaverim Matt… dedi ki ağabeyim Laramie Kalesinde ücretinin yarısını vereceğini söylemiş.
he told me that my brother promised him half his wages.
ağabeyim Laramie Kalesinde ücretinin yarısını vereceğini söylemiş.
He's a collector. He collects parts of your body… as no one talks with him, his loneliness made him half crazy.
Kimse onunla konuşmadığı için ve yalnızlık onu… yarı deliye döndürdüğünden bedeninin parçalarından koleksiyon yapıyor.
I had my attorney draw up a contract leaving him half of my estate in the event of my death.
Avukatıma bir sözleşme hazırlattım. Öldüğümde mal varlığımın yarısı onun olacaktı.
I too felt a slumberous influence after watching him half an hour, as he sat thus with his eyes half open,
O böylece oturdu, ben de ona yarım saat izledikten sonra bir pinekleyen etkisi hissedilir gözleri yarı kedi,
Pay him half rate.
Ona ücretin yarısını verin.
Results: 1562, Time: 0.0475

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish