IS A CAMERA in Turkish translation

[iz ə 'kæmərə]
[iz ə 'kæmərə]
bir kamera
camera
camcorder
kamera olduğunu

Examples of using Is a camera in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
There's a camera up there. Relax.
Sakin ol. Orada bir kamera var.
This is a camera, in there.
Burada kamera var.
Remember, CAG, all you got is a camera.
Unutma, HGK, elinde sadece kamera var.
Like a tourist. All I need is a camera around my neck.
En iyisi herkes gibi boynunda kamerayla turist gibi gezip.
The pinhole at the top of the screen is a camera.
Ekranın üstündeki delik, kamera.
And this is a camera, which loves me.
Bu da beni seven kamera.
This is a camera, which loves me.
Bu da beni seven kamera.
Everyone knows the dude's face is a camera.
Herkes, bu adamın yüzünün bir kamera olduğunu biliyor.
Mars Hand Lens Imager(MAHLI)===MAHLI is a camera on the rover's robotic arm, and acquires microscopic images of rock and soil.
Mars Lens Görüntüleyici( MAHLI) ===Kısaca MAHLI adı verilen bu kamera kâşifin robotik koluna monter edilmiştir ve kaya ve toprağın mikroskobik görüntüsünü alabilir.
I mean, the last person I'm gonna talk about it to when I do fall in love, like, when it's for real, is a camera crew or my coworkers.
Yani, bunu gidip konuşacağım son kişiler… bir çekim ekibi ya da iş arkadaşlarım olurdu. bir gün gerçekten aşık olursam eğer.
Is a camera crew or my coworkers. I mean, when I do fall in love,
Yani, bunu gidip konuşacağım son kişiler… bir çekim ekibi ya da iş arkadaşlarım olurdu.
Amy, I'm a camera tech, not a war correspondent, okay?
Amy ben bir kamera teknisyeniyim, savaş muhabiri değil, tamam mı?
Think Veronica knew there was a camera in the room?
Sence Veronica odada kamera olduğunu biliyor muydu?
So the device was a camera?
Yani cihaz bir kamera mıymış?
I think it's a camera.
If you would told me there was a camera there, that would never have happened.
Eğer bana orada kamera olduğunu söyleseydin, bu başımıza gelmezdi.
It's a camera. What?
Bir kamera. Ne?
What? It's a camera.
Bir kamera. Ne?
It's impossible to tell that's a camera.
Bunun kamera olduğunu anlaması imkansız.
The last time I saw that German, all I had was a camera.
O Almanı son gördüğümde elimde bir fotoğraf makinesi vardı.
Results: 41, Time: 0.0646

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish