LAMPPOST in Turkish translation

['læmpəʊst]
['læmpəʊst]
lambalardan
lamp
light
lantern
bulb
lamba direğine
bir elektrik direği
sokak
street
alley
stray
block
bir lamppost

Examples of using Lamppost in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yeah, lampposts are the worst because A lamppost?
Evet, evet, elektrik direkleri berbat çünkü… Elektrik direği mi?
He swerved, and his car slammed into the lamppost.
Direksiyonu kırmış ama bu sefer de elektrik direğine çarpmış.
Clicking like a hairless fruit bat is impressive, Manuel… but you and I both know avoiding a lamppost… is very different from avoiding an assassin's bullet.
Fakat ikimizde iyi biliyoruz ki lambalardan kaçmak… Tüysüz meyve yarasası gibi tıkırdaman etkileyici, Manuel, bir suikastçinin mermisinden kaçmaktan çok daha farklı.
fruit bat is impressive, Manuel, but you and I both know avoiding a lamppost is very different from avoiding an assassin's bullet.
ikimizde iyi biliyoruz ki lambalardan kaçmak… bir suikastçinin mermisinden kaçmaktan çok daha farklı.
On the 6 o'clock news would appear, lamppost on my balls hanging. If I yesterday with a survivor they would me to the nearest.
Dün 6 haberlerine bir kurtulan ile çıksaydım… beni hayalarımdan en yakın lamba direğine asarlardı.
I both know avoiding a lamppost… is very different from avoiding an assassin's bullet.
bir suikastcinin mermisinden kacmaktan cok daha farklı. fakat ikimizde iyi biliyoruz ki lambalardan kacmak.
And between you, me and the lamppost, and the desk Peggy says this Suz isn't much of a worker.
Ve senin, benim ve lamba direğinin, ve masanın arasında Peggy, Suzun iyi bir çalışan olmadığını söylüyor.
Manuel… but you and I both know avoiding a lamppost… is very different from avoiding an assassin's bullet.
Ama ikimizde iyi biliyoruz ki lamba direklerinden kaçmak… bir suikastçının mermisinden kaçmaktan çok daha farklı.
When you see a mentally ill person talking to a lamppost, do you contact their family?
Akıl hastası birini sokak lambasıyla konuşurken gördüğünüzde ailesiyle iletişime geçiyor musunuz?
If there was a lamppost or somebody walked between us, and we had to let go for a second, she would always say"bread and butter.
Eğer aramıza elektrik direği veya biri girer, ve bir saniyeliğine ellerimizi ayırmak zorunda kalsaydık, her zaman'' ekmek ve tereyağı'' derdi.
And, yet, here we are, looking out at that same lamppost, thinking about what happened to your brothers.
Ve yine, burada vardır bakan Aynı elektrik direği de, düşünmeye ne kardeş ne oldu.
That's how horny and lonely I have been these days, like a dog humping a lamppost.
İşte bu da son günlerde elektrik direğine çakan bir köpek kadar azgın ve yalnız olduğumun göstergesi.
First you hit a little tree; then you drove another half mile and hit a lamppost.
İlk önce küçük bir ağaca çarptın; sonra da bir sokak lambasına çarptın.
I got a piece of him, but he shoved me into a lamppost.
Onu yakaladım ama beni elektrik direğine itti.
I both know avoiding a lamppost is very different from avoiding an assassin's bullet.
Manuel… ama ikimiz de biliyoruz ki, sokak lambasından kaçmak… bir suikastçinin mermisinden kaçmaktan çok farklıdır.
I heard some kids pranked an old guy in the'50s by hanging his garden gate from a lamppost.
Lerde bir ihtiyara şaka yapıp bahçe kapısını direğe asmışlar.
It's often occurred to me that to pull a dog away from a lamppost is akin to seizing a scholar in the British Museum by the scruff of his neck and dragging him away from his studies.
Bazen aklıma geliyor, bir köpeği elektrik direğinden zorla uzaklaştırmak, İngiliz Müzesindeki bir bilgeyi, çalışmalarından zorla çekip almaya benziyor.
You put me up on your shoulders so I could see the band as it marched by, but we were standing under a lamppost,(LAUGHS) And I smacked my head so hard I saw stars.
Mızıka alayını görebileyim diye beni omzuna almıştın ama bir lamba direğinin altında duruyorduk da kafamı öyle bir çarpmıştım ki yıldızları saymıştım.
this stuff winds up in German hands, all who take part in these transactions stand a good chance of hanging from a lamppost on Constitution Avenue.
bu şey Alman ların eline geçerse, bu işte yer alan herkes Kendini Constitution Bulvarında ki sokak lambalarına asılı bulur.
Don't stand there like a lamppost.
Direk gibi durmayın orda.
Results: 265, Time: 0.053

Top dictionary queries

English - Turkish