DIREK in English translation

straight
düz
direkt
düzgün
hemen
dümdüz
hetero
heteroseksüel
dürüst
dik
açık
directly
doğrudan
direkt
tam
hemen
bizzat
just
sadece
az önce
yalnızca
yeni
tıpkı
yeter
tam
hemen
biraz
daha yeni
right
değil mi
doğru
tamam
hemen
sağ
tam
aynen
peki
iyi
düzgün
pole
direk
kutup
sırık
pol
kazık
sopası
polonyalı
oltayı
mast
direk
post
paylaşım
görevi
direğe
postası
yeri
karakolu
gönderiyi
mevkiyi
yayınla
makamı
pillars
sütun
direği
önemli
kolon
poles
direk
kutup
sırık
pol
kazık
sopası
polonyalı
oltayı
masts
direk
posts
paylaşım
görevi
direğe
postası
yeri
karakolu
gönderiyi
mevkiyi
yayınla
makamı
pillar
sütun
direği
önemli
kolon

Examples of using Direk in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
İşte bu kadar. Direk. Dümen.
And… there it is: A mast, a rudder.
Ama yelkenleri vardı- yelkenli altı direk.
But she had sails- six masts with sails.
Nan'' erkek,'' fu'' direk'' demek.
Nan means"man, and fu means"pillar.
Kamuya ait direk yok.
There's no utility poles.
İşte buyrun. Direk, dümen.
And… there it is: A mast, a rudder.
Ustam, dinlenmeden bir kase kadar kalın 100 bambu direk kırabilir.
My master can break 100 bamboo poles as thick as a bowl without resting.
Dümen. İşte bu kadar. Direk.
And… there it is: A mast, a rudder.
Direk, evet, evet. Direk güzel.
The mast is good. The mast, yes, yes.
Kaldırın! Bir sürü direk ve kaplama var.
Bring it up! There's a bunch of poles and siding.
Beyaz kağıtlı üç bambu direk koydular.
They put up three bamboo poles with white paper.
Resimlere bakılırsa çadır başına altı direk düşüyüor.
So looking at the pictures, it looks like there's six poles per tent.
gidip sedye için iki uzun direk kes.
go cut two long poles for a litter.
Neden onu direk asılı bırakmamış ki?
Why not just leave him hanging?
Doğal olarak direk üriner bir soruna atladın.
Naturally you jump right to a urinary issue.
Tamam, niye direk prostata bağlamak zorundasın?
Okay, why do you always have to go straight to the prostate?
Ofisimdeki telefon direk sesli mesaja geçiyor.
And the phones in my office go right to voicemail.
Direk kansere atlamak biraz zorlama olur.
It's a bit of a stretch To jump right to cancer.
Ama direk o kadar uzakken yelken açmak biraz zor olabilir.
Although it would be a little hard to sail with the mast that far forward.
Direk onur konuğumuza geçelim.
So let's get right to the guest of honor.
Neden direk beni öldürmüyorsun?
Why not just kill me?
Results: 2138, Time: 0.0487

Top dictionary queries

Turkish - English