Examples of using Direk in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
İşte bu kadar. Direk. Dümen.
Ama yelkenleri vardı- yelkenli altı direk.
Nan'' erkek,'' fu'' direk'' demek.
Kamuya ait direk yok.
İşte buyrun. Direk, dümen.
Ustam, dinlenmeden bir kase kadar kalın 100 bambu direk kırabilir.
Dümen. İşte bu kadar. Direk.
Direk, evet, evet. Direk güzel.
Kaldırın! Bir sürü direk ve kaplama var.
Beyaz kağıtlı üç bambu direk koydular.
Resimlere bakılırsa çadır başına altı direk düşüyüor.
gidip sedye için iki uzun direk kes.
Neden onu direk asılı bırakmamış ki?
Doğal olarak direk üriner bir soruna atladın.
Tamam, niye direk prostata bağlamak zorundasın?
Ofisimdeki telefon direk sesli mesaja geçiyor.
Direk kansere atlamak biraz zorlama olur.
Ama direk o kadar uzakken yelken açmak biraz zor olabilir.
Direk onur konuğumuza geçelim.
Neden direk beni öldürmüyorsun?