POLE DANCING in Turkish translation

[pəʊl 'dɑːnsiŋ]
[pəʊl 'dɑːnsiŋ]
striptiz dansı
direk dansına
direk dansını

Examples of using Pole dancing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
She brought pole dancing into the mainstream.
Direk dansının anaakım olmasını sağladı.
The athletic gene. Not the pole dancing gene.
Atletik vücut geni, sırık dansı geni değil.
so he made me come with him, but he is dying to take your pole dancing class.
gelmemi istedi ama direk dansı dersinizi almayı çok istiyor.
Like the uneven parallel bars is a bit like horizontal pole dancing. And some of the events are a little.
Eşit bile olmayan parallel barlarda yatay striptiz dansı yapar gibi. ve bazı oyunlar biraz.
You know that's what they're called, it's not like I… took a pole dancing class or anything.
Eğer ismi oysa tabii. Direk dansı dersi aldığımdan değil.
And some of the events are a little… Like the uneven parallel bars is a bit like horizontal pole dancing.
Ve bazı oyunlar biraz… eşit bile olmayan parallel barlarda yatay striptiz dansı yapar gibi.
At first, pole dancing is very exotic, and you're like, Ooh, look at my wife being all sexy!
Ve işte'' Karım nasıl da seksi, bakın! Başta direk dansı çok egzotik geliyor!
When I started pole dancing, I didn't tell anyone about it because it was still this weird underground thing.
Direk dansına başladığımda kimseye söylemedim çünkü hâlâ tuhaf bir yer altı olayıydı.
At first, pole dancing is very exotic.
Başta direk dansı çok egzotik geliyor.
Because it was still this weird underground thing. I didn't tell anyone about it When I started pole dancing.
Direk dansına başladığımda kimseye söylemedim çünkü hâlâ tuhaf bir yer altı olayıydı.
Mira is going to do a pole dance.
Mira bize direk dansı yapacak.
I'm gonna do a pole dance, bitches!
Direk dansı yapacağım, sürtükler sizi!
I became fascinated by pole dance.
Direk dansı beni büyüledi.
In the pole dance world, we call a trickster. I generally am known.
Bana genelde direk dansı dünyasında numaracı denir.
As a pole dance instructor. There wasn't anything.
Direk dansı eğitmeni diye bir şey yoktu.
More cheer, less pole dance.
Daha çok tezahürat, daha az direk dansı.
You gonna give us a pole dance now, Parker?
Bize direk dansı yapmaya mı hazırlanıyorsun Parker?
Couldn't get arrested after Pole Dance.
Direk dansından sonra tutuklanmadı.
Do pole dancing.
Direk dansı mı?
You have- pole dancing?
Direk dansı dersin mi var?
Results: 140, Time: 0.0448

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish