LIFETIMES in Turkish translation

['laiftaimz]
['laiftaimz]
ömür
life
lifetime
to live
lifespan
rest
hayat
life
live
yaşam
life
live
survival
vital
hayatını
life
live
hayatlar
life
live
ömürlük
life
lifetime
to live
lifespan
rest
ömürlerini
life
lifetime
to live
lifespan
rest
ömrüm
life
lifetime
to live
lifespan
rest
yaşamda
life
live
survival
vital

Examples of using Lifetimes in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Three years or three lifetimes.
Üç yıl ya da üç yaşam.
People live out entire lifetimes in the blink of an eye.
İnsanlar bir göz kırpışlarında bütün ömürlerini yaşarlar.
I have lived two or three lifetimes already.
Şimdiden iki veya üç ömürlük yaşadım.
Like him, I have lived many lifetimes.
Tıpkı onun gibi… çok hayatlar yaşadım.
And I deserve a vacation every now and then. I have spent lifetimes defending the Federation.
Ben Federasyon savunmasında ömür geçirdim ve şimdiden sonra ben bir tatil hak ettim.
Or you can live 3 lifetimes in those 90 days.
Veya 90 gün içinde 3 Hayat yaşarsın.
Their lifetimes being spent, waiting for their beloveds All they got was misery even in Spring.
Bahar da bile acı çektiler… ömürlerini sevdiklerini bekleyerek geçirecekler.
And we will live 12 lifetimes.
Ve 12 ömür yaşayacağız.
Someone owes me two lifetimes.
Biri bana iki hayat.
Oh… It would take several of your lifetimes to answer that question.
Bu soruna cevap vermek birkaç ömür sürer.
Our body's unchanged, yet our minds have lived a thousand lifetimes.
Vücudumuz değişmedi… lakin akıllarımız binlerce hayat yaşadı.
Everything you need to last you two lifetimes.
Sürecek herşey. Sana iki ömür.
In three lifetimes from now.
Bundan üç hayat sonra.
You go! I waited three lifetimes dreaming of ways to kill that witch.
Gidin. O cadıyı öldürmenin yollarını hayal ederek üç ömür bekledim.
I have lived enough lifetimes.
Yeterince çok ömür yaşadım.
Or whatever her name will be in other lifetimes.
Diğer hayatlarda onun adı ne olacak?
Whatever her name will be in other lifetimes.
Diğer hayatlarda adının ne olacağını bile bilmiyorsun.
It takes 10,000 lifetimes.
Insan hayatı sürer.
Our own short lifetimes are not the only consideration.
Kısa yaşamlarımız tek kaygımız değil.
Our brains have evolved to comprehend the timescales of our own lifetimes.
Beyinlerimiz, kendi ömrümüzün zaman ölçütünü kavrayacak şekilde evrilmiştir.
Results: 145, Time: 0.0802

Top dictionary queries

English - Turkish