LIMBS in Turkish translation

[limz]
[limz]
uzuvları
limb
parts
appendage
bacaklar
leg
thigh
shins
limb
kollar
arm
lever
sleeve
hand
column
brachial
wrist
limb
forearm
knob
organlar
body
transplant
is a limb
parts
dalları
branch
twig
dai
dive
stick
limbs
bough
uzuvlar
limb
parts
appendage
uzuvlarını
limb
parts
appendage
uzuv
limb
parts
appendage
bacakları
leg
thigh
shins
limb
bacaklarını
leg
thigh
shins
limb
kolları
arm
lever
sleeve
hand
column
brachial
wrist
limb
forearm
knob
bacaklarda
leg
thigh
shins
limb
kollarını
arm
lever
sleeve
hand
column
brachial
wrist
limb
forearm
knob
organlarını
body
transplant
is a limb
parts
dal
branch
twig
dai
dive
stick
limbs
bough
kollarımıza
arm
lever
sleeve
hand
column
brachial
wrist
limb
forearm
knob
organlarımı
body
transplant
is a limb
parts

Examples of using Limbs in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I haven't never in my life seen such well-shaped limbs.
Hayatımda hiç bu kadar düzgün bacaklar görmemiştim.
It must be all those long limbs.
Uzun bacakları yüzünden olmalı.
And prepared as dishes to serve the people. Then certain organs and limbs would be removed.
Sonra bazı uzuv ve organlar halka yemek olarak sunulmak üzere alınırdı.
Two times. Then I tear his limbs.
Sonra uzuvlarını koparıyorum. İki kez.
And the limbs would be the members, Yeah. so half would be six.
Uzuvlar da üyeler olduğuna göre… yarısı altı kişi demektir. Evet.
Pretty standard. Limbs.
Güzel standart bacaklar.
Just before I started controlling your limbs.
Senin bacaklarını kontrol etmeye başlamadan hemen önce.
These long limbs like a gazelle and he had these fingers and he could play.
Bir ceylan gibi uzun bacakları ve uzun parmakları vardı, çalabiliyordu da.
There's no broken limbs.
Kırılan uzuv yok.
Then I tear his limbs. Two times.
Sonra uzuvlarını koparıyorum. İki kez.
Limbs twisted and broken!
Kolları ve bacakları bükülüp kırılarak!
Its tiny limbs will still be moving around.
Minik kolları hala hareket ediyor olacak.
Chimpanzees came in, dragging limbs.
Şempanzeler bacaklarını sürüklüyordu.
What kind of doctor drops limbs in empty lots?
Ne tür bir doktor boş arazilere uzuv atar?
As you can see, the heart, limbs and palate are fully formed.
Gördüğünüz gibi kalp, uzuvlar ve damak oluşmuş.
How many patients of yours have lost limbs due to bone cancer?
Kaç hastanız kemik kanseri yüzünden uzuvlarını kaybetti?
Any weakness in the limbs- or numbness?
Kol ve bacaklarda zayıflık ya da uyuşma?
Limbs with talons, eyes like knives;
Pençe gibi kolları, bıçak gibi dişleri var.
Perfect limbs, plenty of bone.
Bacakları harika. Kemikli.
For many years, we were just providing them with artificial limbs.
Yıllardır, sadece hastalara yapay uzuvlar temin ediyorduk.
Results: 318, Time: 0.0596

Top dictionary queries

English - Turkish