LIVERS in Turkish translation

['livəz]
['livəz]
ciğeri
liver
lung
liverwurst
the pate
karaciğer
liver
hepatic
karaciğerler
liver
hepatic
ciğer
liver
lung
liverwurst
the pate
ciğerler
liver
lung
liverwurst
the pate
ciğerlerini
liver
lung
liverwurst
the pate
karaciğerini
liver
hepatic
karaciğerlerinin
liver
hepatic

Examples of using Livers in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Transacting livers, kidneys and other body organs.
Karaciğer, böbrek gibi organları satar.
Livers sent to the west, eyes to the east, and the heart to Seoul.
Karaciğer doğuya… gözler batıya… kalp Seula yollanıyordu.
Livers, kidneys, stuff like that.
Karaciğer, böbrek gibi organları satar.
Eyes to the east, Livers sent to the west, and the heart to Seoul.
Karaciğer doğuya… gözler batıya… kalp Seula yollanıyordu.
Livers and internal organs sort of take a bit longer. A spine takes several years.
Karaciğer ve iç organlarınki az daha uzun zaman alıyor, omurganızsa yıllar.
You got two donor livers in two days.
İki günde iki karaciğer buldunuz.
He said it's because my father fed me dead men's livers.
Babam beni gömdüğü adamların ciğerleriyle beslediği için kırmızı olduğunu söylemişti.
Red indicates the radiation found in livers.
Kırmızı olan karaciğerlerinde radyasyon bulunan hasta sayısını gösteriyor.
Like… our livers.
Karaciğerlerimiz gibi.
I have consumed enough booze to destroy a dozen healthy livers.
Bir sürü sağlıklı karaciğeri perişan etmeye yetecek kadar içki içtim.
It's from the livers of puffer fish. Poison.
Bir balon balığının ciğerlerinden yapıldı. Zehir.
You never know how many livers you will need.
Ne kadar karaciğere ihtiyacın olacağını bilemezsin.
They can put pigs' livers inside you nowadays, imagine that.
İçine domuz ciğerleri koyabilirler bugünlerde bunu hayal edin.
We have got less than a minute before those things start eating our livers.
Bu şeyler karaciğerimizi yemeye başlamadan önce bir dakikadan az zamanımız var.
That's a lot of dead livers you're gonna need.
Epey ölü karaciğerine ihtiyacınız olacak desene.
Make sure you get twenty rat livers for today's afternoon.
Bugünün öğleden sonrası için yirmi sıçan karaciğeri aldığından emin ol.
We killed them and ate their livers.
Onları öldürüp karaciğerlerini yedik.
Their hearts and livers have been removed.
Ve kalpleri ve karaciğerleri çıkarılmıştı.
At this stage, the FDA has only approved of limited clinical trials on kidneys and livers.
Bu aşamada, Bakanlık sadece böbrek ve karaciğerdeki sınırlı klinik denemeleri onayladı.
They're burning fish hearts and livers.
Balık kalbi ve karaciğeri yakıyorlar.
Results: 129, Time: 0.0372

Top dictionary queries

English - Turkish