LOCALLY in Turkish translation

['ləʊkəli]
['ləʊkəli]
yerel
local
native
domestic
regional
indigenous
municipal
bölgesel olarak
locally
regionally
topically
as localized
lokal olarak
locally
topically
bölgede
district
area
zone
region
county
territory
sector
local
precinct
field
yöresel
local
the country
yerli
native
local
domestic
indian
indigenous
aboriginal
resident

Examples of using Locally in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
These clothes are made locally.
Bu kıyafetler yöresel olarak yapılırlar.
Might stimulate locally and personally.
Bölgesel ve kişisel olarak baya teşvik edici olabilir.
You live locally?
Burada mı yaşıyorsunuz?
Do you live locally?
Burada mı yaşıyorsunuz?
I have identified three such beneficiaries who live locally and had a history of violent crime.
Yakınlarda oturan ve suç geçmişi bulunan üç tane merhum yakını tespit ettim.
Unit will be controlled locally.
Birim artık lokal kontrole geçecek.
Recent influx of pills locally.
Son zamanlardaki bölgesel hap artışı.
I have decided to rent an apartment locally,- No.
Hayır. Buralarda bir daire tutmaya karar verdim.
So anyway, I live locally, and I saw your song on TV.
Neyse, yakınlarda oturuyorum ve TVde şarkını gördüm.
Everyone knows locally.
Bu civarda herkes bilir.
Your turn. Is he working locally?
Sıra sende. Yerel olarak mı çalışıyor?
Is he working locally? Your turn?
Sıra sende. Yerel olarak mı çalışıyor?
I had a meeting locally, no.
Hayır. Burada bir toplantım vardı.
Born locally, though.
Burada doğdum ama.
Do you live locally, Miss MacDermott?
Buralarda mı yaşıyorsunuz, Bayan McDermott?
You live locally? Right.
Burada mı yaşıyorsunuz? Pekala.
You said you live locally, right?
Burada yaşıyorsunuz, değil mi?
Staying locally.
Bu civarda kalacağım.
Do you live locally, Miss McDermott?
Buralarda mı yaşıyorsunuz, Bayan McDermott?
You gonna manufacture locally or in Taiwan to save some coin?
Birkaç kuruş kazanmak için üretimi burada mı yoksa Tayvanda yapacaksın?
Results: 261, Time: 0.0521

Top dictionary queries

English - Turkish