LONE in Turkish translation

[ləʊn]
[ləʊn]
yalnız
alone
lonely
only
lone
single
lonesome
solo
loner
privacy
be
tek
only
all
one
single
just
sole
alone
is
bir başına
head
pain
chief
prime
top
deal
handle
teki
only
all
one
single
just
sole
alone
is
yalnız kovboy
zipperhead
lone

Examples of using Lone in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Lone Wolf.
Yalniz Kurt beklemede.
I killed Lone Elk.
Lone Elki( Yalnız Geyik) vurdum.
Totally right, lone.
Kesinlikle doğru, Ione.
Shut up, lone!
Kes sesini, Ione!
You are an intelligent man, Lone.
Akıllı adamsın vesselam.
Spread on the streets and play lone girls.
Sokaklarda gezinin ve yanlız kızları oynayın.
We read you, Lone Wolf.
Sizi duyabiliyoruz Yalniz Kurt.
Hank was not some… lone assassin with a grudge.
Hank, garezini yanına almış tek tabanca bir suikastçı değil.
The man who was mugged, you said it was Joe Lone Elk? Hello?
Hello? Soyulan adam, Joe Lone Elk mi demiştin?
I have to face my destiny a lone.
Kaderimle yüzleşmeliyim, yalnız başıma.
hello, lone.
Bay Broadly. Merhaba, İone.
Morning! good morning, lone.
Günaydın. Günaydın, İone.
Hello, lone. Give me a bottle of rye, mr. Bodley.
Bir şişe viski, Bay Broadly. Merhaba, İone.
And there was a lone-- lone guard. I went back later that night.
O gece geri dönmüştüm… tek başına bir bekçi vardı.
Hello, Lone.
Merhaba, İone.
Good morning, lone.
Günaydın, İone.
I mean, it looks like a… classic lone gunman.
Sanki, klasik bir katil… yanlız adam.
Say Anything, he teaches lone Skye how to drive.
Say Anything'' de John Cusack, Ione Skyea araba kullanmayı öğretir.
Of the Eiffel Tower during a vacation years ago. A lone, majestic pine tree may remind us of our first glimpse.
Yalnız, heybetli bir çam ağacı yıllar önceki bir tatilde… Eyfel Kulesine ilk bakışımızı bize hatırlatabilir.
A lone, majestic pine tree may remind us of our first glimpse of the Eiffel Tower during a vacation years ago.
Yalnız, heybetli bir çam ağacı yıllar önceki bir tatilde… Eyfel Kulesine ilk bakışımızı bize hatırlatabilir.
Results: 996, Time: 0.086

Top dictionary queries

English - Turkish