LOOTING in Turkish translation

['luːtiŋ]
['luːtiŋ]
yağma
plunder
loot
raid
pillaging
ransacked
swag
yağmalama
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding
talan ettiler
yağmacılık
plunder
loot
raid
pillaging
ransacked
swag
yağmalar
plunder
loot
raid
pillaging
ransacked
swag
yağmalamak
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding
yağmalamayı
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding
yağmalıyorlar
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding

Examples of using Looting in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Within weeks, there was looting, rioting, and chaos.
Birkaç hafta içinde ise yağmacılık, ayaklanmalar ve kargaşa başlamıştı.
Looting the trains and the railroad lands.
Trenleri ve demiryolu arazilerini yağmalıyorlar.
If we pulled out, the looting and the reparations at this point.
Eğer biz ayrılsaydık, şu andaki yağmacılık ve tazminat.
All this looting that the Sheriff is doing.
Şerifin yaptığı bu yağmacılık.
Mr. Walsh, looting is a felony.
Bay Walsh, yağmacılık ağır suçtur.
Police, meanwhile, are reporting acts of vandalism and looting throughout the city.
Polis de şehirdeki vandalizm ve yağmacılık eylemlerine müdahale ediyor.
Acts of vandalism and looting throughout the city. Police, meanwhile, are reporting.
Polis de şehirdeki vandalizm ve yağmacılık eylemlerine müdahale ediyor.
Are we really going home without looting anything!
Gerçekten hiçbir şey yağmalamadan eve mi gideceğiz?
I expected you to go looting, Rygel.
Senin yağmalamaya gitmeni beklerdim, Rygel.
That of looting soldiers, bombing from airplanes,
Askerlerin yağmalaması, uçakların bombalaması,
God, she loved looting.
Tanrım, talan etmeyi severdi.
Looting of Jewish property took place and 900 Jewish homes were destroyed.
Yahudilerin malları yağmalandı ve 900 Yahudi evi harabeye çevrildi.
You were the ones doing all the looting.
Yağmayı yapan sizdiniz ama.
Looting.
Before the looting Only five DJ crews was moving♪.
Yağmalamadan önce Sadece beş DJ vardı.
Fires and looting are reported to be widespread.
Yangın ve yağmalamaların yaygın olduğu söyleniyor.
Some looting has been reported.
Yağmalamalar rapor edildi.
It's your penalty for looting!
Yağmalamanın cezası bu!
In 1939 one of the looting Germans stepped on the board, it cracked.
Da yağmacı Almanlardan biri tabloya bastı, ve tablo çatladı.
What's going on? Is that guy looting?
Şu adam evi mi yağmalıyor?
Results: 212, Time: 0.0822

Top dictionary queries

English - Turkish