LUMINOUS in Turkish translation

['luːminəs]
['luːminəs]
parlak
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
apaçık
clear
manifest
plain
obvious
open
evident
luminous
illustrious
openly
outright
aydınlık
intellectual
aydin
enlightened
might
bright
the intelligentsia
luminary
fosforlu
phosphorus
phosphorous
ışık
light
the lighting
parlaktır
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
parlaklık
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
işıktan
light
the lighting

Examples of using Luminous in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Of a surety, there hath come unto you from Allah a light and a Book luminous.
Gerçekten size Allahtan bir nur, apaçık bir kitap geldi.
Luminous beings are we, not this crude matter.
Işıktan varlıklarızdır biz, böyle ham madde değil.
Loom. I was working with luminous fish, and I thought.
Fosforlu balık üzerine çalışıyordum, sonra düşündüm ki…'' dokuma tezgâhı.
I knew you would be beautiful… So luminous!
Bu kadar güzel… bu kadar aydınlık olduğunuzu biliyordum!
These are the verses of the Qur'an and a Book luminous.
Bunlar sana, Kurânın ve apaçık bir kitabın âyetleridir.
Not this crude matter. Luminous beings are we.
Işıktan varlıklarızdır biz, böyle ham madde değil.
The primary is one of the most luminous stars known.
Toplam aydınlatma gücü ile bilinen en aydınlık yıldızlardan biridir.
Somewhere above the snow clouds… The luminous hellhounds were on my trail.
Kar bulutlarının üstünde bir yerlerde fosforlu zebaniler peşimdeydiler.
I'm ready. I knew you would be beautiful… So luminous!
Bu kadar güzel… bu kadar aydınlık olduğunuzu biliyordum! Hazırım!
Flashlights. Luminous dials for watches.
El fenerleri, saatler için fosforlu kadranlar.
Luminous dials for watches. Flashlights.
El fenerleri, saatler için fosforlu kadranlar.
Still bright and luminous.
Yine parlak ve aydınlık.
The massive stars are very luminous and therefore easily detected.
İri yıldızlar çok aydınlıklardır ve bu yüzden kolayca seçilebilirler.
And 10,000 times more luminous.
Güneşten 10.000 kat daha parlaktırlar.
Luminous beauty guides us.
Işıltılı güzellik bize rehberlik et.
The missing luminous rabbit.
Parlayan, kayıp bir tavşan.
He said he saw a giant luminous pyramid there.
Işık saçan devasa bir piramit gördüğünü söylerdi.
With luminous paint, I suppose?
Herhalde ışıklı boyayla?
Linda with the luminous skin, it's so nice to meet you.
Işıldayan ciltli Linda,…-… seninle tanışmak ne güzel.
Luminous pigments can be obtained from animal bones.
Işıltılı pigmenler hayvan kemiklerinden elde ediliyor.
Results: 189, Time: 0.0547

Top dictionary queries

English - Turkish