MEADOWS in Turkish translation

['medəʊz]
['medəʊz]
çayırları
meadow
prairie
grass
grassland
pastures
field
paddock
in
ovalardan
plain
lowland
flatland
otlakları
pasture
grazing
grass
grassland
meadow
meadowsun
meadowsu
çayır
meadow
prairie
grass
grassland
pastures
field
paddock
in
meadowsa
çayırı
meadow
prairie
grass
grassland
pastures
field
paddock
in
çayırlarda
meadow
prairie
grass
grassland
pastures
field
paddock
in

Examples of using Meadows in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Lots of Chinks in that meadows up there.
Çayırlarda bir sürü Çinli var.
Eternal Meadows?
Sonsuzluk Çayırı?
It's the fox meadows crew.
Çayır tilkilerin ekibi.
Meadows' unit had a Facebook page.
Meadowsun birliğinin facebook sayfası varmış.
I remember Pleasant Meadows.
Pleasant Meadowsu hatırlıyorum.
We will try and make Still Meadows tonight.
Bu gece Still Meadowsa ulaşmaya çalışacağız.
Eternal Meadows doesn't freeze bodies.
Sonsuzluk Çayırı cesetleri dondurmaz.
We got him for fox meadows!
Onu çayır tilkilerinden biri olduğu için yakalarız!
Waiting on a callback from St. Louis on Meadows' military records.
Meadowsun ordu geçmişiyle alakalı St. Louisden telefon bekliyorum.
Marissa called me when she learned about the Meadows.
Marissa, Meadowsu öğrenince beni aradı.
Today, we bid our dear Mother Meadows goodbye.
Bugün sevgili Anne Meadowsa elveda diyoruz.
Eternal Meadows freezes people's heads?
Sonsuzluk Çayırı insanların kafalarını mı donduruyor?
We know you did fox meadows.
Çayır tilkilerinden olduğunu biliyoruz.
What about meadows' sister? start with him.
Meadowsun kız kardeşi? Onunla başlayın.
Cummings can go to the police and he can have Meadows put away.
Cummings polise gidebilir ve Meadowsu içeri attırabilir.
How on earth could you work for a company like Eternal Meadows?
Nasıl olur da Sonsuzluk Çayırı gibi bir şirketle çalışırsın?
Oh those meadows, clearings… The bush!
O çayır, piknik yeri… Ve çalılıklar!
What about meadows' sister? start with him?
Onunla başlayın. Meadowsun kız kardeşi?
Whatever it is, this last time, they left Meadows behind.
Her neyse işte bu son seferlerinde Meadowsu götürmemişler.
Free the ghosts at the Meadows house.
Meadowsun evindeki hayaletleri serbest bırak.
Results: 403, Time: 0.0799

Top dictionary queries

English - Turkish