MEASURABLE in Turkish translation

['meʒərəbl]
['meʒərəbl]
ölçülebilir
measurable
can be measured
quantifiable
finite
can be quantified

Examples of using Measurable in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
But belief is not measurable.
Ancak inanç ölçülebilir bir şey değil.
His IQ is not traditionally measurable.
Zekası geleneksel olarak ölçülebilir değildir.
Now, it's observable and measurable.
Artık, gezegen görülebilir ve ölçülebilir.
The scientific method accounts for measurable uncertainties.
Bilimsel yöntem, ölçülebilir belirsizlikleri açıklar.
The measurable unit is called breakout strength.
Ölçülebilir birime koparma gücü deniyor.
It's got the highest measurable remanence.
Ölçülebilir en yüksek artık mıknatıslanmaya sahip.
No measurable response in the cerebral cortex.
Beyin korteksinde, karşılık verebilen bir ölçüm yok.
Chaos" presupposes an observable or measurable system.
Kaosun önceden gözlenebilir veya ölçülebilir bir sistem olduğu varsayılır.
There's no measurable electrical activity in her brain.
Beyninde ölçülebilir elektriksel aktivite yok.
There is a physical, measurable phenomenon at work here.
Fiziksel, ölçülebilir bir fenomen oluyor burada.
In every measurable sense, my Enterprise is far superior.
Ölçülebilir her anlamda, Atılganım çok daha üstündür.
But they influence each other in profound and measurable ways.
Birbirleri üzerindeki etkileri oldukça derin ve ölçülebilir.
nitty-gritty, measurable physical differences.
gözle görünen ölçülebilir fiziksel farklardan bahsediyorum.
And the ultimate measurable tool, the tape measure.
Ve tabii ki en önemli aletimiz, şerit metre.
A physical theory involves one or more relationships between various measurable quantities.
Fiziksel teori bir veya birden fazla çeşitli ölçülebilir nicelikler arasındaki ilişkiyi içerir.
And the thought of coming up short… Measurable successes are seductive.
Ve yeterli olamayacağımın düşüncesi bile… Ölçülebilir başarılar baştan çıkarıcıdır.
No measurable radiation, no bios,
Ölçülebilir radyasyon yok,
Often the whole enthalpy is carried by entropy and thus measurable calorimetrically.
Genellikle tüm entalpi entropi tarafından taşınır ve bu şekilde kalorimetre vasıtasıyla ölçülebilir.
In deciding the value of a person based solely on measurable results.
Bir insanın değerine karar vermek için sadece ölçülebilir sonuçlara dayanmak gerekir.
A physical theory involves one or more relationships between various measurable quantities.
Fiziksel kuram değişik ölçülebilir değerler arasındaki bir ya da birden fazla bağı içerir.
Results: 162, Time: 0.0469

Top dictionary queries

English - Turkish