MUTILATED in Turkish translation

['mjuːtileitid]
['mjuːtileitid]
sakat
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
parçalanmış
piece
track
item
fragment
song
bit
shard
particle
component
slice
yaralı
wound
scar
injury
bruises
sore
work
band-aids
gash
lesions
sakatladı
to injure
crippling
maimed
doğranmış
chopped
sliced
shredded
diced
butchered
cut up
mutilated
chopped-up
kesmiş
cut
stop
to interrupt
to slit
shut down
amputate
hacking
chopping off
slaughtering
slice
sakatlanmış
lame
bad
invalid
gimpy
wonky
hurt
injury
crippled
handicapped
disabled
hırpalanmış cesedi

Examples of using Mutilated in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Found down state, mutilated. For a while we thought you were a body.
Bir ara, eyaletin güneyinde bulunan parçalanmış cesedin sen olduğunu sandık.
Mutilated man's corpse.
Sakatlanmış erkek bedeni.
One morning Olsson discovers eight of his sheep killed and horribly mutilated.
Olsson, koyunlarından sekizini sakatlanmış ve öldürülmüş hâlde buldu.
horribly mutilated.
korkunç şekilde parçalanmış.
Olsson finds eight of his sheep killed and mutilated.
Olsson, koyunlarından sekizini sakatlanmış ve öldürülmüş hâlde buldu.
Mutilated, possibly religious… Was the killer found?
Sakatlanmış, muhtemelen dini… Katil bulunmuş mu?
Some kind of a mutilated animal.
Bir çeşit sakatlanmış hayvan.
He cures deformed children and mutilated soldiers.
Deforme çocukları ve sakatlanmış askerleri iyileştiriyor.
Farmers have been finding mutilated cattle like this… around here for years.
Çiftçiler, yıllardır bunun gibi sakatlanmış sığırları buluyor.
Confirmation of one person killed, livestock mutilated.
Çiftlik hayvanlarından biri sakatlanmış.
Mutilated her.
Onu sakatladın.
We just haven't found their mutilated bodies.
Yaralanmış bedenlerini henüz bulmadık sadece.
Mutilated corpses with the Chance of afternoon showers.
Hava'' parçalı cesetli'' ve öğleden sonra sağanak yağış bekleniyor.
In the end, he basicallyjust completely mutilated that poor girl.
Zavallı kızı tamamen sakatlamıştı. Sonuçta;
You used a tungsten drill while drunk and mutilated a woman's buccal cavity!
Sarhoşken tunsgten kullandım ve bir kadının ağız boşluğunu sakatladın.
All three victims mutilated with vitriol.
Üç kurban da kezzap ile parçalandı.
His body will be mutilated from self-harm.
Vücudunda kendine zarar verdiği için yaralar olacak.
Engel mutilated himself just before he died.
Engel ölmeden önce kendini sakatlamış.
Mutilated and then killed herself for no apparent reason?
Görünürde hiçbir sebep yokken kendini kesti ve öldürdü mü?
Karinsa was raped and mutilated. Alec.
Karinsa tecavüze uğradı ve yaralandı. Alec.
Results: 149, Time: 0.0654

Top dictionary queries

English - Turkish