OILED in Turkish translation

[oild]
[oild]
yağlanmış
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
petrole
oil
petroleum
gas
yağlı
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
yağlandı
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing
yağ
oil
fat
butter
grease
fatty
lube
lard
lubricant
anointing

Examples of using Oiled in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Always keep it clean and oiled.
Her zaman temiz ve yağlı olmalı.
cleaned and oiled the gears.
vitesleri temizledim ve yağladım.
Tom oiled his bicycle chain.
Tom bisiklet zincirini yağladı.
Tom oiled my roller skates for me.
Tom benim için patenlerimi yağladı.
Who oiled these lanes,?
Bu eritleri kim yağladı?
That's because I oiled it beforehand.
Çünkü ben onu önceden yağlamıştım.
I'm just saying, keep your glove oiled.
Ben eldivenini yağla diyorum.
Have them scrubbed and oiled.
Onları temizle ve yağla.
More than an hour later, the bathers leave massaged, oiled,(Whistling) and have been scraped down with a strigil to remove the remaining dirt.
Bir saati geçmişken, banyodan çıkanlar masajlanmış, yağlanmış( Islık sesi) ve strigil( hamam kesesi) ile kalan kirleri kazınmış olarak çıkıyordu.
Should we routinely euthanize all oiled birds because most of them are going to die anyway?
Petrole bulanmış kuşlar için çoğu zaten ölecek diye ötenazi yöntemini mi kullanmalıyız?
The whole team is running smoothly and perfectly Like a well-lubed, oiled time clock--bye.
Bütün takım yağlanmış bir saat gibi sorunsuz ve harika bir şekilde işliyor.
So we ended up spending nine years convincing the government that there were lots of oiled penguins.
Ve sonunda biz burda 9 yılımızı hükümeti petrole bulanmış pek çok penguen olduğuna ikna etmeye çalışarak geçirdik.
Freshly oiled leather couches,
Yeni yağlanmış deri kanepe,
No, what I mean is I love my hot oiled hair… so I shouldn't be here.
Hayır, seksi yağlı saçlarımı seviyor demek istedim bu yüzden burada olmamalıyım.
We should just euthanize all oiled birds, because studies have shown that fewer than one percent of them survive after being released.
Petrole bulanmış bütün kuşların hayatlarina ötenazi yöntemiyle son vermeliyiz çünkü yapılan çalışmalar salındıktan sonra sadece yüzde birden daha azının hayatta kaldığını gösteriyor.
team triple"B," humming along like a perfectly oiled machine.
efsane takım,… mükemmel yağlanmış bir makine gibiydik.
He said,"OK, why don't we try and collect the birds at the greatest risk of getting oiled"-- they collected 20,000.
Dedi ki:'' Peki, neden petrole bulaşma riski en fazla olan kuşları toplamaya çalışmıyoruz?''-- 20.000 tanesini topladılar.
And once they have gone through the doors… you can still hear the sound of those badly oiled wheels.
Onlar kapılardan geçerken… kötü yağlanmış tekerleklerin sesini hala duyabilirsin.
And last week, a 10 year-old girl asked me,"What did it feel like when you first walked into that building and saw so many oiled penguins?
Ve geçen hafta 10 yaşında bir kız bana'' O binanın içine girip o kadar çok petrole bulanmış pengueni gördüğünde ne hissettin?'' diye sordu?
room two had more than 4,000 oiled penguins in it.
Bu odada 4000den fazla petrole bulanmış penguen vardı.
Results: 60, Time: 0.0422

Top dictionary queries

English - Turkish