ORDER TO KILL in Turkish translation

['ɔːdər tə kil]
['ɔːdər tə kil]
öldürülmesi emrini
bir emir olduğunu da biliyoruz bu emrin rostovayı öldürmek üzere

Examples of using Order to kill in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It wasn't the man who gave the order to kill your brother.
Agabeyini oldurme emrini veren bir kisi degildi. oyle olsaydi.
But we got an order to kill him.
Ama ona öldürmesi için emir verdik.
Should I give the order to kill any S.H.I.E.L.D. agents?
D ajanlarını öldürmeleri için emir vereyim mi?
In order to kill the enemy, you must be ready to give your own life.
Düşmanın canını almak için kendi hayatını ortaya koymak gerekir.
I know there's an order to kill me.
Öldürülmem için emir verildiğini biliyorum.
King's order to kill you. Royal command.
Kraliyet emri. Seni öldürmek için kralın emri..
So, why did you give the order to kill him?
O zaman öldürülmesi talimatını niye verdiniz?
I never gave the order to kill him.
Asla onu öldürmesi için emir vermedim.
Order to Kill came from the King.
Ölüm emri kraldan geldi.
Then order to kill me.
Daha sonra ölüm emrimi verdi.
One day, another order to kill came to him.
Bir gün, yeni bir öldürme emri gelmiş.
My records clearly indicate that I gave the order to kill President Lee.
Kayıtların gösterdiği bilgilere göre Başkan Leenin ölüm emrini ben verdim.
What is taking charge… that friends must order to kill each other?
Kontrolü ele geçirmek için arkadaşların birbirini öldürme emri mi vermeleri gerekir?
My records clearly indicate that I gave the order to kill President Lee.
Kayıtlarım açıkça gösteriyor ki Başkan Leenin ölüm emrini ben verdim.
That friends must order to kill each other? What is taking charge?
Kontrolü ele geçirmek için… arkadaşların birbirini öldürme emri mi vermeleri gerekir?
setting out for Kyoto, so I will give the order to kill Kiyokawa.
Müfettiş Nishinoyu ziyaret edecekler. Ve ben de Kiyokawayı öldürme emrini vereceğim.
But haven't you personally given me the order to kill that commie crackpot on three separate occasions?
Bana o çılgın komünisti tam üç farklı görevde de ayrı ayrı öldürme emrini bizzat siz vermemiş miydiniz?
If you're so worried about Bauer, you never should have given the order to kill Renee Walker.
Bauerdan bu kadar çekiniyorsan Renee Walkerın öldürülmesi emrini hiç vermemeliydin.
Not until he gives up his partner. the general wouldn't haven given the order to kill him.
Ortağını ele verene kadar değil. General onu öldürme emrini vermeyecektir.
The general wouldn't have given the order to kill him, not until he gives up his partner.
Ortağını ele verene kadar değil. General onu öldürme emrini vermeyecektir.
Results: 66, Time: 0.0498

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish