OVERLOADED in Turkish translation

[ˌəʊvə'ləʊdid]
[ˌəʊvə'ləʊdid]
aşırı yükleme yaptım
aşırı yüklenmiş
overload
aşırı yüklü
overload
aşırı yüklenene
overload

Examples of using Overloaded in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
A plasma conduit overloaded.
Plazma kanalı aşırı yüklenmiş.
Scotty? The automation system's overloaded.
Scotty? Otomasyon sistemleri aşırı yüklendi.
The relay stations must be down or overloaded.
Baz istasyonları kapanmış ya da aşırı yüklenmiş olmalı.
Scotty? overloaded. The automation system's.
Scotty? Otomasyon sistemleri aşırı yüklendi.
The last jump overloaded the lens-stones. I'm afraid not.
Son sıçrama, mercek taşlarına aşırı yüklendi. Korkarım yok.
Somehow you ended up here. Overloaded.
Bir şekilde buraya geldiniz. Aşırı yüklendi.
Overloaded. Somehow you ended up here.
Bir şekilde buraya geldiniz. Aşırı yüklendi.
What's happening? Time Drive overloaded.
Ne oluyor?- Zaman Sürücüsü aşırı yüklendi.
My assistant overloaded an outlet and fried my wiring.
Yardımcım prize aşırı yükleme yapmış ve tesisatımı yakmış.
That's where her arm was hit when the rifle overloaded.
Tüfek, aşırı yüklendiğinde, kolundan vurulduğu yer orası.
It may have overloaded accidentally… or not.
Aşırı yüklenmesi, kazara olmuş da olabilir, olmamışta.
Remember what happened the last time the gate's power supply was overloaded?
Geçidin güç kaynağının en son aşırı yüklendiği zaman ne olduğunu hatırlayın?
The system must be overloaded.
Sistemde aşırı yüklenme oldu herhalde.
The magnetic field overloaded and cut off the engine.
Manyetik alan aşırı yüklenerek motoru durdurdu,… ve kendini kapatıyor.
Maybe their warp drive overloaded.
Belki de warp sürücüleri aşırı yüklenmiştir.
the synapses overloaded.
sinapslar aşırı yüklenir.
Oh, the phones got overloaded.
Oh, telefonlarda aşırı yük var.
Boosted my own brainwaves and overloaded your stinkin' necklace.
Beyin dalgalarımı artırıyor ve senin kokuşmuş kolyen aşırı yükleniyor.
When the Shepard overloaded.
Shepard aşırı yüklendiğinde.
Overloaded Jonathan's fear response. The toxin his father injected him with.
Babasının enjekte ettiği zehir… Jonathanın korku tepkilerinde aşırı yükleme yaptı.
Results: 114, Time: 0.0581

Top dictionary queries

English - Turkish