PARRY in Turkish translation

['pæri]
['pæri]
parry
savuştur
fending off
to avoid
parry parry

Examples of using Parry in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Parry had nothing to do with the accident.
Parrynin kazayla bir ilgisi yokmuş.
She says you called Parry and told him you didn't want the car washed.
Parryyi arayıp arabanın yıkanmasını istemediğini kendinin kullanacağını söylemişsin.
I thought we would stop and see Parry on the way.
Büroma giderken uğrayıp Parryyi görürüz diye düşündüm.
Uncle, I don't want Parry punished.
Parrynin cezalandırılmasını istemiyorum Dayı.
Parry and Lydia embrace.
Stiles ve Lydia sevgili olmuşlardır.
I will tell you the kind of man Daf Parry is.
Sana Daf Parrynin ne tür biri olduğunu anlatayım.
I have never believed that Leanne was shagging Daf Parry.
Bildiğin üzere Leannein Daf Parry ile düşüp kalktığına… hiç inanmamıştım.
Who's Lydia? Lydia is the girl that Parry likes?
Lydia, Parrynin sevdiği kız. Lydia kim?
Lydia is the girl that Parry likes. Who's Lydia?
Lydia, Parrynin sevdiği kız. Lydia kim?
Aye. You trusted Ross and you trusted Parry.
Evet. Ross ve Parryye güvenmiştin.
Who's Lydia? Lydia is the girl that Parry likes.
Lydia kim? Lydia, Parrynin sevdiği kız.
Lydia is the girl that Parry likes. Who's Lydia?
Lydia kim? Lydia, Parrynin sevdiği kız?
This Inukshuk probably belonged to Sir William Parry.
Bu heykel, muhtemelen Sör William Perrye ait.
Whipple shared the Nobel Prize in Physiology or Medicine in 1934 with George Richards Minot and William Parry Murphy"for their discoveries concerning liver therapy in cases of anemia.
Whipple, George Richards Minot ve William Parry Murphy ile birlikte 1934 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülünü'' anemi olgularında karaciğer tedavisi ile ilgili keşifleri nedeniyle'' kazandı.
But Dr. Parry and Dr. Harvey explained to you that, taken in small quantities, it's a stimulant rather than a depressant.
Ama Dr. Parry ve Dr. Harvey sana eterin küçük miktarlarda alındığı takdirde yatıştırıcıdan ziyade uyarıcı olduğunu izah ettiler.
My little buttercup. Parry. Um… To protect the Fairy Kingdom, and you, Lunge.
Savuştur. Peri Krallığını korumak için, ve seni de, küçük düğünçiçeğim.
But, Parry, if you go on lying like this there isn't anything any of us can do for you.
Ama, Parry, bu şekilde yalan söylemeye devam edersen hiçbirimizin senin için yapabileceği bir şey kalmaz.
First contact with Europeans came when British Navy ships HMS"Fury" and HMS"Hecla", under the command of Captain William Edward Parry, wintered in Igloolik in 1822.
Avupalılarla ilk karşılaşması 1822 yılında Britanya Kraliyet Donanmasına bağlı kaptan William Edward Parry komutasındaki'' HMS Fury'' ile'' HMS Hecla'' gemileriyle olmuştur.
Parry, spin, thrust, rinse, repeat. Remember, it's spin, parry, thrust, thrust.
Savuştur, döndür, ittir, çalkala, tekrar. Döndür, savuştur, ittir.
And, um, Dr. Parry, that's my doctor,
Ve Dr. Parry, benim doktorum bana,
Results: 178, Time: 0.0842

Top dictionary queries

English - Turkish