PASSPORTS in Turkish translation

['pɑːspɔːts]
['pɑːspɔːts]
pasaport
passport
passport
pasaportlar
passport
pasaportu
passport

Examples of using Passports in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Told Hogan repeatedly US passports are too easy to fake.
Hogana kaç kere Amerikan pasaportlarının sahtesinin çok kolay yapıldığını söyledim.
All right. Then let's talk about t passports that you bought.
Peki, aldığın pasaportlardan bahsedelim o zaman.
You find any of his Interpol IDs, passports?
Interpol kimliğini, pasaportunu buldun mu?
So you have 2 passports.
Adet pasaportunuz varmış.
All passports have radio frequency chips embedded in them.
Tüm pasaportlarda gömülü bir radyo frekansı çipi vardır.
You just need the passports.
Sadece pasaportlarınız gerekli.
The women do as they are told because their passports are being held, right?
Kızlar denileni yapıyor çünkü pasaportlarına el koydunuz değil mi?
Do you have the passports?
Pasaportunuz var mı?
We need our passports.
Pasaportlarımıza ihtiyacımız var.
Can you bring our passports and some green cards, please?
Pasaportumuzu ve biraz yeşil kartlardan getirebilir misin, lütfen?
You are talking fake passports, plane tickets, living off the grid.
Sahte pasaporttan, uçak biletlerinden bahsediyorsun sen, yeraltında yaşamaktan.
They're even legally recognized as a third gender on their passports, so.
Yani pasaportlarında yasal olarak üçüncü cins olarak bile tanınıyorlar.
Have your landing cards and passports ready, please.
Açılış kartlarınızı ve pasaportlarınızı hazırlayın, lütfen.
Everybody. Have your passports ready.
Pasaportlarınızı hazırlayın. Herkese uygun ol.
What did he say? He said we should get our passports and go outside.
Ne dedi? Pasaportlarımızı alıp dışarıya çıkmamız gerektiğini söyledi.
And passports ready, please. Have your landing cards.
Açılış kartlarınızı ve pasaportlarınızı hazırlayın, lütfen.
You will find the baggage on the deck. Have your passports ready. Straight out.
Pasaportlarınızı hazırlayın. Bagajı güvertede bulacaksınız. Düz dışarı.
Look, have them cross-reference passports.
Bakın, pasaportlarda çapraz sorgulama yapsınlar.
You Have Passports?
Pasaportlarınız var mı?
You know they're not using theirs, anyways. Passports.
Pasaportlara gelince. Onların kendilerinkini kullanmadıklarını biliyorsun.
Results: 1813, Time: 0.0557

Top dictionary queries

English - Turkish