PEDESTRIAN in Turkish translation

[pi'destriən]
[pi'destriən]
yaya
on foot
pedestrian
afoot
sıkıcı
dull
tedious
lame
dreary
tiresome
stuffy
boring-ass
drab
boring
annoying
monoton
monotonous
monotone
monotonically
pedestrian
drab
monotony
a dull kind
in a rut
humdrum
yavan
lame
bland
dry
insipid
flat
dull
uninspired
so
prosaic
pedestrian
yayaya
on foot
pedestrian
afoot
yayayı
on foot
pedestrian
afoot
yayalara
on foot
pedestrian
afoot

Examples of using Pedestrian in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I care about us. You don't prioritize pedestrian, do you?
Bizi önemsiyorum. Yoksa sen yayalara mı öncelik veriyorsun?
Accidentally killed a pedestrian. When he was 15, he stole a car on a dare.
Yaşındayken bir araba çalmış… kazara bir yayayı öldürmüş.
Very pedestrian. I'm not happy.
Mutlu değilim. Çok sıkıcı.
Medina Plaza Hotel a pedestrian was hit by a delivery vehicle.
Medina Plaza Oteli önünde, Fences Pizzaya ait şoförsüz bir… teslimat aracı yayaya çarpmış.
You don't prioritize pedestrian, do you? I care about us?
Bizi önemsiyorum. Yoksa sen yayalara mı öncelik veriyorsun?
You heard a patrol cop killed a pedestrian in the 77th?
Caddede devriye aracının ezdiği yayayı duydun mu?
I'm not happy. Very pedestrian.
Mutlu değilim zaten. Çok sıkıcı.
The unbuttoned shirt, the cologne, the praising of her pedestrian performance.
Düğmesi açık gömlek, kolonya… kızın sıkıcı performansını övmeler falan.
The praising of her pedestrian performance. The unbuttoned shirt, the cologne.
Düğmesi açık gömlek, kolonya… kızın sıkıcı performansını övmeler falan.
I hit a pedestrian. It looks like he's still alive.
Hayatta gözüküyor.- Yayaya çarptım.
Fairly pedestrian.
Oldukça sıkıcı.
Pedestrian Safety.
Yayaların güvenliği.
Injured pedestrian signed the complaint.
Yaraladığın yayanın imzası var.
Pedestrian rage.
Yayaların öfkesi.
You slow down to avoid a pedestrian, and that bomb will blow.
Yayalardan kaçınmak için hızını düşürürsün,… ve bomba patlar.
Attention pedestrian, do not cross, do not cross.
Sayın yayanın dikkatine, lütfen geçmeyiniz, lütfen geçmeyiniz.
Even a pedestrian on the pavement is on the critical list.
Kaldırımdaki yayalar bile kritik listesinde.
The pedestrian entrance is there.
Yayaların girişi o taraftan.
And proud of it! I'm a Red Sea pedestrian.
Kızıl Denizin yayalarındanım ve bundan gururluyum!
I'm a Red Sea pedestrian, and proud of it!
Yayasıyım, ve gurur duyuyorum!
Results: 270, Time: 0.0755

Top dictionary queries

English - Turkish