PENINSULA in Turkish translation

[pə'ninsjʊlə]
[pə'ninsjʊlə]
yarımada
peninsula
yarımadası
peninsula
yarımadasının
peninsula
yarımadasına
peninsula
peninsulaya
peninsuladan
peninsulayı

Examples of using Peninsula in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Just last year, a wave of terror attacks swept over Egypt's northern Sinai peninsula.
Daha geçen sene Sina Yarımadasının kuzeyinde bazı terör saldırıları oldu.
Governor Li Hung-chang is planning to cede Liaodong Peninsula to Japan.
Vali Li Hung-chang Peninsulayı Japonyaya teslim etmeyi planlıyor.
Yeah, but this time everyone mentions the Izu Peninsula for some reason.
Evet, ama bu konu hakkında konuştuğumuz herkes… Izu Peninsuladan bahsediyor.
Turn back. You're entering the peninsula waters.
Geri dönün. Yarımada sularına giriyorsunuz.
Later, he took me to the Peninsula Hotel… for dinner.
Daha sonra, akşam yemeği için Peninsula Oteline götürmüştü beni.
That was the ceremonial greeting of the Peninsula of Misfit Hair Stylists.
Uyumsuz Saç Stilistleri Yarımadasının resmî selamlaşması.
Fish and other seafood are also important because Korea is a peninsula.
Balık ve diğer Su ürünleri ayrıca Korenin bir yarımada olmasından dolayı çok önemlidir.
Get yourself liquored up and meet me at the Peninsula Hotel.
Kendini iyice sarhoş et ve benimle Peninsula Otelde buluş.
Leave the peninsula immediately.
Yarımadayı derhal terkedin.
So… they will be here soon to blast us off the peninsula.
Demek ki yarımadada bizi havaya uçurmak için yakında burada olacaklardır.
He leaves the peninsula tomorrow.
Yarın yarımadayı terk ediyor.
There's three states on the, uh, Yucatán Peninsula.
Yucatan yarımadasında üç eyalet vardır.
When I was a kid, living in the Boeshane Peninsula, tiny little place.
Boeshane Peninsulada daha çocukken. Mini minnacık bir yerdi.
The Chicxulub Crater in Mexico's Yucatan Peninsula was rediscovered.
Meksika, Yucatan Yarımadasındaki Chicxulub krateri bu gökcisminin izidir.
No one leaves this peninsula… Excuse me?
Bu yarımadadan kimse ayrılamaz?
No one leaves this peninsula.
Bu yarımadadan kimse ayrılamaz.
You should know by now that nobody leaves this peninsula.
Şimdiye kadar bu yarımadadan kimsenin ayrılamadığını öğrenmiş olmalıydın.
She's now attached to the field hospital at Bataan peninsula.
Artık Bataan yarımadasındaki sahra hastanesinin bir parçası.
We could have made that peninsula bloom again.
Belki o yarımadayı verimli hale getirebilirdik.
Book the Peninsula, I want my usual suite.
Peninsulada yer ayırt, her zamanki suitimi istiyorum.
Results: 348, Time: 0.0465

Top dictionary queries

English - Turkish