PICNICS in Turkish translation

['pikniks]
['pikniks]
piknikler
picnic
pic-a-nic
cookout
piknik
picnic
pic-a-nic
cookout
piknikleri
picnic
pic-a-nic
cookout
pikniği
picnic
pic-a-nic
cookout

Examples of using Picnics in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I don't deserve this. I… I love picnics, but.
Piknik yapmayı severim ama ben bunu hak etmiyorum ki.
I don't deserve this. I… It is. I love picnics, but.
Ben burayı haketmiyorum. Piknikleri severim, ama… Ben… Öyle.
Picnics and conversations.
Piknik ve sohbet.
It is. I love picnics, but… I… I don't deserve this.
Ben burayı haketmiyorum. Piknikleri severim, ama… Ben… Öyle.
There will be ice cream and chalupas picnics in the park, dancing in the rain.
Dondurma ve Meksika yemeği olacak. Parkta piknik yapıp yağmurda dans edelim.
I love picnics, but… I… I don't deserve this. It is.
Ben burayı haketmiyorum. Piknikleri severim, ama… Ben… Öyle.
We would have picnics in the living room.
Oturma odasında piknik yapıyorduk.
Night picnics are different. I will pack a picnic, a night picnic..
Gece piknikleri farklı olur. Gece pikniği..
And every spring… We would take picnics by the shore on Sunday.
Her ilkbaharda…- Pazarları deniz kıyısında piknik yapardık.
The sandy beach reminded Harold of picnics.
Kumsal Harolda piknikleri hatırlattı.
Force picnics on us up here? How many times did Mom and Dad?
Annemle babam kaç kere orada piknik yaptırmaya zorlamıştı?
How many times did Mom and Dad force picnics on us up here?
Annemle babam kaç kere orada piknik yaptırmaya zorlamıştı?
Christ, remember those picnics Ma used to take us on?
Tanrım, annemizin bizi götürdüğü piknikleri hatırlıyor musun?
I also love cats, gardening, and romantic picnics.
Ayrıca kedileri, bahçıvanlığı ve romantik piknikleri de severim.
You hate picnics.
Piknikten nefret edersin.
I love picnics, ever since I was a little girl.
Pikniklere bayılırım, küçük kızlığımdan beri.
At one of the company picnics… you put a dead frog in my sandwich.
Bir şirket pikniğinde sandviçime ölü kurbağa koymuştun.
Kids love picnics.
Çocuklar piknikten hoşIanır.
I don't know. I didn't go to picnics.
Bilmiyorum çünkü pikniğe hiç gitmedim.
And you have done one of your picnics.
Yine pikniklerinden biri.
Results: 191, Time: 0.0471

Top dictionary queries

English - Turkish